Music Bank in Istanbul.. ölüm nedenim… (part 2)


Dün gece (9 eylülde mi yazmıştım öteki yazıyı? Sanırım sabaha karşı yayımlamıştım. aha bunu da akşamında yazmaya başladım) yazıyı saçma sapan bi yerde kesip uyumaya gittim. Hayata da küstüm zaten.. Dün havaalanına gitmediğim ve konser için VIP bilet almadığım için kendimden tiksiniyorum arkadaşlar!! Neyse gelelim konser zamanlarında neler yaşadığıma..

Konserden önce sanırım cuma günü havaalanında neler yaşadık onu anlatmam lazım. Hatta önce Kore’de ne oldu bi oraya dönelim. Sabah 8 civarında bizim çucukların Incheon Airport fotoğrafları geldi (gerçi daha erken geldi sanırım ama ben o saatte gördüm bebeyimleri). Bir gece önce sevgili anneme havaalanına bebeleri karşılamaya gitmek için yalvardım ama yok izin vermedi asla. Ama sabah Incheon fotolarını görünce yüzümün aldığı salak şekli görünce dayanamadı kadın. İzin zor da olsa koparıldı yani 🙂 (tabi bu arada “Hayal sen çok oldun artık konsere izin verdim ya daha ne istiyosun!!” diyip durmayı da ihmal etmedi annecim benim..) 26 yaşında insansın ne izni demeyin izin önemli.. Dalga geçmeyin kalbinizi kırarım kendimde değilim zaten yazık…

Incheon fotoları, videoları o kadar güzeldi ki, tabi işin içinde Super Junior var kötü mü olsundu dimi… Sonra efenim bi heyecandır iyice bastırdı el ayak titriyo deli gibiyim. Hastaneye kan vermeye gitcem, hazırlanmam lazım, elimde telefon foto bakıyorum.. İyice mala bağladım yani daha sabahtan 😀 Hastanede sürekli saate bakıyorum, ya geç kalırsam diye korkuyorum falan. Tam deli işi…

Eve gelip acele bi kahvaltı yapıp çanta falan hazırladım. Evim Ülker Arena’ya uzak olduğu için Eva’yla birlikte Eylül hyungda kalacağımız için yedek giysi pijama falan yük ettim kendime 🙂 Sonra bi sürü ulaşım aracı değiştirip havaalanına geldik Eva’yla.. Hatta en son metroda “Sanırım geliyolar!!” mesajı geldi Chaoxing’den aha dedim göremeden ölecem ben 😦 Geldiğimizde sanırım uçakları inmişti. O kadar kalabalıktı ki karşılamak için bi dolu insan gelmişti. Havaalanında da arkadaşlarla buluştuk. Önce Lay aşığı sevgili arkadaşım Chaoxing’le buluştuk beklerken. Bu sefer de ya göremezsek telaşı başladı (akıl sağlığım o anda uzaklaşmaya başladı işte arkaaşlar). Arada bi ön taraftan çığlıklar yükseliyor. “Lan noluyo??” diye diye parmak uçlarıma kalkmaktan bacaklarımın arkası kas yaptı. Hani azıcık daha (tamam pek azıcık değil) esnek olsam balede kariyer yapmaya kalkacaktım da akıl fikir buldum bi yerden de vazgeçtim 😛

hyuk airportEn son bi ara çığlıklar deli boyutuna ulaşınca anladık ki bizim çucuklar kapıda göründü. Ellerim titriyo video çekmeye çalışıyorum ama gördüklerime nasıl inanamıyorum nası heyecanlıyım böyle. Hani düşüp ölcem nerdeyse 🙂 Video çekerken telefonun ekranında Eunhyuk’u görüyorum ama hala gerçek olduğuna inanamıyorum. O kadar yakışıklı ki rüya gibi bişey. Adam resmen önümde yürüyor aklım uçtu uçacak.. İnsan böyle böyle deliriyormuş işte 😀 Kyuhyun sürekli el sallayarak yürüdü kapıya kadar. Sungmin hiç kafasını kaldırmadı önünden ya da ben fark etmedim bilmiyorum. Kangin sürekli gülüyordu şaka gibiydi. Donghae allahım o kadar güzel bi insan ki ama kısacık çok tatlı (Eva beni öldürme ama seviyom Donghae’yi) 🙂 shindongHavaalanının kapısından çıkana kadar peşlerinden gittik. Kapıda bi ara bizi durdurdular sanırım onlar arabalarına rahatça binsinler diye durduk. Siyah özel bi minibüs karavan ayarlanmıştı ona bindiler. Donghae içerden bi ara Eva’ya el sallamış o da fotoğrafını çekmeyi başarmış çok güzeldi 🙂 Ben hayatımda böyle heyecan yaptığımı ya da herhangi bişey için bu kadar koştuğumu hatırlamıyorum. Bi yandan koşuyorum bi yandan Chaoxing’in elini tutmuşum onu koşturuyorum tam komediydim yaa 😀

kangin haeAdamlar rüya gibi geldi geçti öylece kaldık arkalarından.. Sonra bi kendimize geldik dedik tek gelenler bunlar değildi lan daha Beast var efenime söyleyim Ft Island var ne bileyim Mblaq var 🙂 Haydi gidip bide onları karşılayalım dedik içeri girmek için giriş kapısına koştuk bu sefer de. Ama içeri girmekten vazgeçip çıkış kapısında dışarda beklemeye karar verdik sonra. Çok doğru bi kararmış keşke bizim bebeleri de orada bekleseymişiz daha net görürmüşüz 🙂 shindong ryeowook donghae sungminDiğer çucukların hepsini otobüse binerken tek tek görme şansı yakaladık.. Hatta tam otobüsün kapısında Hongki’ye seslendim telefonla konuşuyordu ama dönüp baktı. Kısa süreli bi şoktan sonra el sallamak geldi aklıma. Ben el sallayınca o da karşılık verdi çok şekerdi 😀 (yalnız SJ ayrı bi araçla giderken diğer grupların hepsi okul gezisine gelmiş gibi aynı otobüse doluştular ya çok güldüm 😀 😀 )

kyuhyun sungmin

hongkiOnlar da gittikten sonra öylece kaldık. Bitti mi şimdi bu kadar mıydı falan diye etrafa bakınıp duruyoruz. Messy vardı yanımızda bir de o koşturma sırasında bir araya gelmiştik. Dışarda da diğer arkadaşlarla buluştuk. Eylül, Kimbap ve Dongsea geç kalmıştı görememişler çucukları 😦 Başka arkadaşlar da vardı da yanımızda gerçek isimlerinin yazılmasını isterler mi bilemedim o yüzden yazamadım özür diliyorum arkadaşlar 😦 Havaalanından sonra hep birlikte metroya bindik ya da metrobüse hiç emin değilim şu an hala aklım başka yerlerde benim.. Hep fanlar vardı sanki konser sonrası falan gibiydi. Ayaklarımızın ağrısından evimize zor gittik en sonunda hatta sabah erken kalkmamız gerekmesine rağmen 5’e kadar falan uyuyamadık heyecandan 🙂

Sonraaaaa… Konser sabahı geldi 😀 Yazıyı keseyim mi napim ne diyosunuz kesiyom bak 🙂 🙂 Ay yok yok durun kesmiyom şaka yaptım vurmayın 😛

IMAG0462Konser sabahı erkenden sıraya girmek gerekiyordu. Çünkü VIP ve Platinium bölümleri ayakta saha içinde olan bölümler olduğu için erken gitmek lazım ki önden izleyebilelim 🙂 9 falandı sanırım Ülker Arena’nın (Yulkeri Şıports Arena aahahahhahahah) önüne gittiğimizde. Sıra bayaa uzamıştı bile. Şehir dışından gelenlerin otobüsü gelmiş galiba emin değilim. Sırada bizden önce Messy ve Chaoxing (iki arkadaş daha vardı ama isim yazmalı mıyım bilemiyom işte) gelmişlerdi hemen yanlarına sıraya girdik. Kıvırcık saçlı ufaklık bi kız vardı sıradakilerin isimlerini bi kağıda yazmıştı araya kaynak olmasın diye. Bayaa engel oldu sıraya kaynak yapılmasına. Gerçi sonra kendisi bi ara öne geçmeye uyanıklık yapmaya çalıştı ama engel olduk tabiki 😀

IMAG0460Sırada beklerken güneş gelmeye başladı. Bi süre sonra bizi Arena’nın yan tarafına gölge bi yere alacaklarını söylediler. Sıramızı bozmadan bariyerlerle ayrılmış bölüme geçtik. Bu arada VIP arkadaşlar kavga falan ettiler sanırım. O kıvırcık kızın yaptığı liste sayesinde sanırım bizim sırada tartışma olmadı. 6 saat falan da o bariyerli kısımda bekledik. Yerde otura otura zaman geçirdik. Tam bir eziyetti. Hani işin ucunda Super Junior olmasa imkanı yok ben o eziyeti çekmem 🙂 (içeri girene kadar böyle düşünüyodum ama içerde diğer gruplara da itinayla hayran oldum.. Beast’i önceden de seviyodum gerçi 😀 )

Küçük yaşta çok fazla kişi vardı. O sırada beklerken de arka tarafta sürekli çığlık kopuyo falan salak çocuklar yüzünden sürekli bi heyecan bi parmak ucuna kalkma yaşadık (salak salak yazıyom lan püh). Son 1.5 saat millet nedense ayaklandı. Ne güzel oturarak beklemek varken gene ayaklarımızı iflas ettirdik…

İçeri alınmaya başladığımızda artık heyecandan ne yapacağımı ne diyeceğimi bilemez haldeydim. Daha başlamadan bu kadar heyecan yaptığıma göre Super Junior izlerken ne hale geldiğimi varın siz düşünün 🙂 Neyse kontrollerden falan geçtik, kolumuza platinium bölümünde olduğumuzu söyleyen bilekliklerimizi takıp içeri koşarak girdik. IMAG0472Sahnenin önünde hemen ikinci sıradaydık. Önümde iki tane Rus kız vardı ki Super Junior sahnedeyken ellerindeki pankartları kaldırıp durdukları için bütün Rusya’ya savaş açacak kadar sinirlendim onlara!! Zaten en çok da onlar yüzünden VIP bilet almadığıma lanet edip duruyorum ya… Neyse efenim herkes içeri girdikten sonra ilk fotoğraflar paylaşılmaya başlandı tabii. İşte tam bu sırada tivitırda en yakın arkadaşlarımdan olan ShiNn_Min’in paylaştığı fotoğrafı gördüm. Tabi hemen nerede olduğunu falan sordum. Tam yerini söyledi o tarafa bakmaya başladım ama hemen göremedim. IMAG0459Sonra elimdeki Leeteuk lightstickini sallayıp yerimi belli ettim falan çok komiktim 🙂 Bu da onunla ilk yüzyüze tanışmam olmuş oldu 😀 Bir de dışarda sıra beklerken tivitırda sürekli muhabbet ettiğim @cg208 ile de tanıştım 🙂 Konser başlasın diye içerde beklemek de dışarda sıra beklemek kadar heyecanlıydı.. 15 dakika geç başladı zaten. Beklerken dev ekranda grupların klipleri yayınlandı. Her çıkan klipte sanki adamlar sahneye çıkmış gibi bağırmamız da çok hoştu doğrusu. Ve dikkatimi çeken ufak bi ayrıntı: hiç Miss A klibi yayınlanmadı nedense.. Bence ayıp oldu…

Sonra halk oyunları ekibi çıktı. Yöresel oyunları Kpop müzikleriyle birleştirmişlerdi son kısımda çok çok güzel olmuştu. Yani ben beğendim en azından herkesin fikrini bilemem.. Sonra sırasıyla gruplar tanıtıma çıktı, tabi her grupta çığlık kıyamet koptu yine. En son Super Junior çıktı ki Tarkan’ın “seni gidi fındık kıraaaaaannnn yılanı deliğinden çıkaraaaaaan” sözleri eşliğinde çok çok çok tatlıydılar 😀 Bir de o dansın adını unuttum da el ele tutuşup dalga gibi kollarını bişey yapıyolar ya ondan yaptılar (ahan da kör cahilim şu an) muhteşem insanlar bunlar yaaa 🙂 Sırada “Acaba mc kim olacak?” diye düşünüp duruyorduk bu tanıtım kısımları bu sorumuza da cevap oldu. Çünkü Miss A – Suzy, Beast – Doojoon ve Super Junior – Kyuhyun ellerinde kartlarla göründüler. Bir de trt sunucusu vardı adını sanını bilmem hiç sevmedim kendisini (hayır Sungmin’in onun için dans etmesiyle, Kangin’in elini öpmesiyle ya da Kyuhyun’un ona sarılmasıyla alakası yok!!)… Gereksiz bi nazar boncuğu hediye etme muhabbeti falan oldu..

Sonraaaaaaaa… Sahneye MBLAQ çıktı.. Allahım onlar ne kadar güzel çocuklar öyle. Açık konuşmak gerekirse pek dinlemediğim bir gruptu MBLAQ.. Bundan sonra dinlerim bence 😀 Monalisa, Y, Oh Yeah ve Smoky Girl (tenksss tu Evaaa) şarkılarını söylediler. Şarkıların sırasını tabii ki hatırlamıyorum 😀 Joon muhteşem bi varlıkmış zaten severdim artık daha bi seviyorum 🙂 Mir’in güzelliğine de ölünürmüş sanırım bunu fark ettim. Arkadaşlar size bi itiraf daha grup üyelerini de pek tanımıyorum ama Joon ve Mir’i biliyorum. İkisini önceden de beğenirdim işte ama allaaaaam ne güzelsiniz siz yaaa dedim durdum performansları boyunca 🙂 Bir de bize sürpriz hazırlamışlar. Türkçe “En Güzel İSTANBUL! Sizleri çok seviyoruz.” yazılı pankart hazırlamışlar. Hatta ilk önce ters açmaya başladılar çok şekerlerdi, yarısına kadar açtıktan sonra fark ettiler. Önceden grup hakkındaki en temel düşüncem göz makyajlarını abartılı bulmamdı. Sanırım bunu çok iyi bir şekilde değiştirdiler 😀

MBLAQ performansını bitirip sahneden inince Ailee çıktı. O da bir sürpriz hazırlamış tabi. Üsküdara Giderken şarkısını söyledi o über sesiyle. Bu Korelilerin Türkçesine hep bayılıyorum ben harfleri söyleyemiyorlar falan çok şekerler. Oldukça da güzel söyledi bence.. Neyse ondan sonra da U&I, I Will Show You ve Crazy in Love şarkılarını söyledi (tenksssss tu Panax). Hangi sırayla söylediğini hatırlamıyorum ama çok güzeldi. Kadının sesi muhteşem bi kere. Ama keşke artık şu Beyonce olayının üstüne bu kadar gitmese. Tamam anladık Kore’nin Beyonce’sisin ama güldük bitti 😀

Neyse efenim Ailee hatununundan sonra sahneye F.T. Island çıktı. Hong Ki ne muhteşem bi varlık var ya 🙂 Şimdi açık konuşmak gerekirse diğer grup üyelerinin isimlerini bilmiyorum.. Neyse Hong Ki sahneye çıktı böyle ağır ağır “Severely” şarkısını söylüyo muhteşem sesiyle (bu arada gidin şu şarkının klibini bi izleyin anacım ay müthiş yaaa.. Hong Ki’yi ağlatmayın lan!!!). Dedik böyle ağır abi gibi mi gitcen Hong Ki hadi coş coştur 😀 Sonraaaaa Hong Ki arada konuşmasını yaptı teşekkürler falan filan. Bu konuşmada da ikinci sıradaki şarkısının adını söylediler. Allahım Hong Ki bi yandan “I Wish” diyo sonra bi yandan bunun Türkçesi “Keşke” diyo.. Tabii o keşke dedikçe çığlıklar kopuyor falan olaylar olaylar 😀 Bu şarkıda bi coştu adam ama tam coştu. Sahnede sağa sola zıplayıp duruyor koşturuyor çok şeker yaa.. Yalnız o sahnede hoplayıp zıplarken Chaoxing’le benim önümüzdeki iki kız da hoplayıp zıplamasaydı da ezilme tehlikesi geçirmeseydik. I Wish’ten sonra da Like the Birds söylediler. Ondan sonra Hong Ki yine konuşma yaptı. Bize sürpriz hazırlamış. Cebinden bi kağıt çıkardı Türkçe bişey yazdığını falan söyledi. Okurken girdiği tripleri falan görseniz ayguuuuuu diye krize girersiniz emin olun 😀 Kağıda “beni tekrar edin” yazmış. Sonra bize “pare” dedirtti falan bayaa repeat after me yaptırdı yani 🙂 Bu arada en sevdiğim F.T. Island şarkılarından birisidir Bare – I Hope… Bağıra bağıra eşlik ettim valla.. Çok eğlendik çok coştuk F.T. Island performansında da. Sahnede gerçekten müthişler. (şarkıların sırası konusunda cg208 arkadaşıma tenkssss diyorum)

F.T. bebelerimizden sonra sahneye Miss A kızları çıktı. Onların da bildiğim iki şarkıları var sadece biri Good Girl Bad Girl, biri de Goodbye Baby 🙂 Neyse efenim kızlar sahneye çıktılar I Don’t Need a Man ile açılış yaptılar ama şarkını hepsini söylemediler. Yere uzanıp bacaklarını havaya kaldırdıkları zaman (Goodbye Baby dansı başlangıcı sakin olun) aha dedim bildiğim bi şarkı sölücüyk bunlar 😀 Sahne performansları güzel kendileri de güzel.. Ama kameralar nedense sürekli Suzy için çalıştılar. Diğer üyeleri çok nadir gördüm ekranlarda. Ben şahsen Min’i daha çok beğendim daha sevimli geldi bana. Haa danslarda da daha seksi daha kıvrak hareketler yapıyor bak belirtmeden geçmiyim.. Suzy’nin de eteği çok hoştu. Goodbye Baby’den sonra Breathe söylediler. Eğlenceli şarkı sevdim ama Suzy o göğüs hareketini yapamıyo arkadaşlar yok olmuyo gerekli materyal yok galiba bilmiyom 😀 Sonra bi ara konuşma yapıp kebap yiyeceklerinden falan bahsettiler. Sonra Good Girl Bad Girl söylediler en son da sanırım Love Alone söylediler. Bi de poz verdikleri bi kısım vardı, Min deli deli pozlar verdi sevdim ben o kızı 🙂

Miss A’den sonra sahneye Beast çıktı… Ay ben bu çocukları çok sevdiğimi söylemiş miydim 😀 Söyledikleri şarkılar Fiction, Shadow, Beautiful Night ve Beautiful (tenksssss tu Eva) ama bu sırayla mı söylediler hatırlamıyorum 😦 Ben bu grupta en çok Kikwang ile Dongwoon severdim. Yoseob bebeyime de uzaktan göz kırpardım sen ne şekersin öyle diye… Amaaaaa Yoseob ne kadar güzel bi varlıkmış dostlar sahnede gerçeğini görene kadar bilememişim. Bildiğin 5 yaşında çocuk suratı var yaaa gel beni sev diyor resmen 😀 Zaten ses on numara beş yıldız hep bayılmışımdır ama o yüzü allaaaam mıncır dur nasıl tatlı 🙂 Sonracııma o Hyunseung ne fena bişey öyle nasıl kıvırtıyor.. Shadow dansında o omuzları beni benden aldı yiminle 🙂 Adam Suzy’den daha kıvrak arkadaşlar…. O geceden sonra Beast sevgimde bi katlanarak artma olduğu doğrudur. O kadar dalgın izlemişim ki Türkçe konusunda ne yaptılar ne dediler hiç hatırlamıyorum. Sadece bir ara merahaba falan dediklerini hatırlıyorum. Zaten en son Beautiful söylediler (ki en sevdiğim şarkılarındandır ve sabah alarmımdır), çok çok güzellerdi sahnede. Bir kez daha anladım bu grubu neden sevdiğimi. Çok çok iyiler. Diğer gruplar mesela (yine de hepsine genellemiyorum ama koreografi sergileyenlerin hemen hemen hepsi) sahnede ne kadar rahat olurlarsa olsunlar genelde kalıplaşmış danslarını yaparlar. Ama Beast öyle değil. Sahnede çok rahatlar. Zaten bence bi Super Junior bi Beast bu kadar rahat sanırım sahnede (şimdi bide EXO çıktı başıma alıp kendimi gidecem bu diyardan). Koreografiye tamamıyla bağlı kalmayıp dağıtıvermelerine bayılıyorum ne diyim 😀

Şimdiiiiii… Music Bank için kimler geldi demiştik: MBLAQ, Miss A, Beast, Ailee, F.T. Island ve Super Junior gelmişlerdi değil mi? Peki kimleri yazdık en baştan bi bakalım sırasıyla. MBLAQ yazıldı, Ailee yazıldı, F.T. Island yazıldı, Miss A yazıldı, Beast yazıldı… eeeee kim kaldı?? Sizi duyamıyorum!!! Kim kaldıııııııııı? SUPER JUNIOOOOOOOOOOOOORRRRRRRRRRRRRRR!!!!

Super Junior’dan önceeeee (bak nası heyecan yaptırsam diye düşünüyorum şu an) özel sahne şovları oldu. Suzy ile G.O Dream High söylediler.. Sonra sanırım Seungho piyano çaldı, Black Eyed Peas’in I Gotta Feeling şarkısını söylemeye başladı. Sonra Hong Ki ile Ailee geldiler müthiş sesleriyle, onlardan sonra da Doojoon geldi (bence sahneye fırladı bilemiyorum). İşte güya özel perfomans hazırlamışlar ama biraz geçiştirmelik gibi olmuş. Yani biz sahneyi meşgul edelim de Super Junior hazırlansın olmuş. Neyse eğleştik biraz daha böylece. Hem bu arada heyecandan ölüyorduk biz özel performansa mı bakmışım peh… Chaoxing yandan sürekli “Hayaaaaaal ben çok heyecanlıyım!” diyip duruyordu. Ben zaten öldüm ölecem. Eva yanda aynı heyecanda. Elimizde SJ yazılı lightstick hazırolda bizim çucukları bekliyoz 😀 😀 😀

Veeeeeeee Super Junior….. Bir kere her şeyden önce o dev ekrana üyelerin tek tek fotoğrafları ve isimleri çıktı (diğer grupların sadece ismi çıkmıştı diye hatırlıyorum). O anda ellerim bi ayrı titremeye başladı zaten. Hala “Allaaaahım gerçekten buradalar dimi gerçekler dimi??” diye sayıklıyorum. Sonra Superman’in müziği duyuldu, çığlık kıyamet herkes… Işıklar, üst sahnede duran grup üyeleri, müzik, çığlıklar… Kafayı yedim yiyecem 🙂 Superman’in müziği eşliğinde üst sahnenin iki yanındaki merdivenlerden aşağı indiler. Sonra Mr. Simple başladı.. Tabi çığlık kıyamet aynen devam ediyor… Ben ne haldeyim nasıl anlatayım size!! Elimde lightstick (Türkçesini yazayım dicem ama ışıklı çıbık nedir yaaa!!! Mıtlılık çıbığı aksalkjalk) sürekli sallayarak şarkıyı söylüyorum. Günler öncesinden sevgili fanbeysimiz fanchat çalışma videoları falan hazırlamıştı ama hiçbirine bakmamıştım. Çünkü kendime güveniyordum.. Güvendiğim kadar da varmış sanırım hemen hemen şarkıların bütününü ezbere biliyormuşum canlarım 😀 Konser boyunca “Ayyy pek kimse eşlik etmedi galiba şarkılara hiç bilmediğimiz ortaya çıkacak bak püh!!” diyordum ama fancamlerde bayaa eşlik eden olduğunu görünce bi rahatladım. Mr. Simple başladığında Leeteuk’ın “hey i’m mr. simple” dediği kısmı kim söyledi dikkat edemedim ama ikinci bölümde Sungmin’den sonra söylediği kısmı Donghae söyledi. Bi garip oldum onun kısmını bi başkası söyleyince 😦

Neyse efenim Mr. Simple’ı ölmeden atlattıktan sonra sıra geldi “uri şupo junioeoooo” dedikleri kısmaaaa 😀 Diğer gruplar ufak tefek sürprizler hazırlamıştı hani.. Bizimkiler de boş durmamış tabii ne güzel ne güzel Türkçe konuştular bir görseydiniz duysaydınız keşke 😦 Ay hepsi tek tek kendilerini Türkçe tanıttılar. Sungmin “Merhaba ben Sungmin” dediği an var ya dedim ben daha fazla yaşayamicam sanırım çok da gençtim yazıq… O ne tatlılık yaaa çok mu çok seviyorum ben bu çocuğu 🙂 🙂 Ryeowook canım eline yazmış (ya da yazmış gibi yaptı) söyleyeceklerini.. Tabi yanındaki ikili Shindong ve Sungmin olunca sahnede rezil edilmekten kurtulamadı garibim. Zorla eline bakmaya çalıştılar falan çok komiklerdi 😀 Sonra hepsi kendini tanıtmayı bitirince Shindong “Tanışmak çok istediniz mi?” dedi (gugıl tıransleyt işini Siwon’un babası yapmış bence alskjalkjal) herkse evet diye bağırdı falan, Sungmin de “Biz de çok istedik.” diyince herkes koptu bağırmaya başladı. Allahım muhteşem dakikalardı yaaa…. Sonra bi video yayınladılar Türk fanlar hazırlamış sanırım.. Ay bide videoda Messy’yi gördük yaa şok olduk anaaaaa diye 😀 Vieodan sonra kendi hazırladıkları kartları aldılar ellerine. Hepsinde Türkçe cümleler yazılıydı. Hepsi teker teker çevirip yazanı okudular. Çok çok çok güzeldi. Ryeowook’un “her caman” diyişini, Eunhyuk’un kocaman kalp yaparak “çok seviyoruz” diyişini hatırladıkça kendimi kaybediyorum. Bu arada en çok Sungmin ve Eunhyuk’un Türkçesini beğendim 🙂

Konuşmalardan sonra Sexy, Free & Single başladı. O şarkıyı canlı dinlemek, o koreografiyi canlı izlemek gerçekten tehlikeliymiş arkadaşlar 😀 Yine Leeteuk’ın bölümünde Donghae’yi gördük. Yine içim bi cız etmedi değil hani.. Donghae’yi de çok severim, hatta bilen bilir grubun bütün üyelerini çok severim ama Leeteuk’ın yeri başka onu da herkes bilir 🙂 Keşke askerde olmasaydı da o da gelseydi dedi bir yanım.. Diğer yanım da aman iyi ki gelmedi geleydi bütün ergen tayfasının iştahlı bakışlarına maruz kalacaktı dedi 🙂 Bide bu şarkı boyunca neden catwalku kullanmıyolar neden ön sahneye gelmiyolar diye Eva’yı sıkıştırdım.. Sanki programı o hazırlamış gibi…

Sexy, Free & Single bitince Eunhyuk ceketini çıkarmaya başladı. Anam dedim ne söylicik bu çucuklar 😀 Miracle’ın müziği başlayınca catwalktan ön sahneye doğru yürümeye başladılar ikişer ikişer. Aha dedim bu sefer gidiyom ben… Sungmin’le Eunhyuk ön sahneye gelince poz verdi falan kalp krizi geçirdim yaaa… Şarkıyı söylerken hem coştular hem coşturdular her zamanki gibi.. Adamlar işlerinde gerçekten çok iyiler. Sahne küçük ya da büyük fark etmiyor. Yapmaları gerekeni en iyi şekilde yapıyorlar. Miracle söylerken bi ara arka sahneye gittiler tekrar, Ryeowook’u sıkıştırdılar yakasını açmaya falan çalıştılar 😀 Ben “Ay çucuklar ön sahnede ne kadar durdunuz da arkaya kaçtınız hemen!!” diye düşünürkeeeeeeennnnnnnnnnnnnn….. Eunhyuk ve Shindong bi koşmaya başladılar… Aha bi kalp krizi daha 🙂 VIP bölümünde tam o sahnenin önünde duran kızların sağlık durumu şu an ne bi araştırmak lazım valla. Ben arkada geberdim çünkü 😀 O andan sonrasını böyle bulutlar üzerinden bi perde arkasından izledim zaten.. Bu arada bütün şarkılar yeterince hareketli ve tam kudurmalıkken ben sürekli ağladım helak oldum bunu da bi dip not olarak belirteyim…. Sonra Donghae VIP’dekilerden birinin elindeki Türk bayrağını aldı arkaya doğru yürürken hep havaya kaldırdı böyle, sonra da öptü… Bi çığlık koptu ki sormayın 😀 Çok çok güzeldi yaaa…

En son şarkı olarak tahmin ettiğimiz gibi Sorry Sorry söylediler. Şarkıya başlamadan önce Korece ve İngilizce son şarkımız dedikten sonra, birisi “son şarkımız” deyiverdi.. Kimin dediğini anlamadık tam o anki heyecanla ama büyük ihtimalle Eunhyuk dedi (Sungmin’e de ihtimal veriyom ben kendimce). O Sorry Sorry koreografisi ne muhteşem bişey yaaa izlerken büyülüyor insanı resmen. Büyülendim kendimden geçtim ağladım ağladım paralandım arkadaşlar 😥 Bu şarkıda Yesung’un ortadan atlayıp öne çıktığı kısmı Sungmin yaptı… İşte bunlar hep yürek sızlatan ufak ayrıntılar 😦 Gönül isterdi ki bütün üyeleriyle gelseydi Super Junior ama olmadı.. Yine de grubun eksik üyelerinin yerini çok fazla hissettirmediler. Zaten Super Junior’ın bu özelliğine bayılıyorum. Tabii ki boşlukları tamamen dolmuyor eksik üyelerin ama… Başka bir grup olsa eminim eksik üyelerin yokluğunu fark etmekten izleyemezdik performansları ama Super Junior başka… En son bir de “Seneye Super Show’da görüşürüz” dediler ki işte öldüğümüz an o andı 😀 😀 😀

Performansları biter bitmez ending için tekrar sahneye çıktılar ya.. Kyuhyun mc olduğu için elinde kartlarla geldi tekrar.. Canı çıkmış zaten çocuğun 🙂 Shindong yüzünü silsin diye kağıt mendil getirdi Sungmin de elindeki kartlardan bi kısmını aldı falan.. Son konuşmalarda mcler “Türkiye’ye yine gelecez” bide “Sizi çok seviyoruz” dediler 🙂 Kapanışta “bounce with me” diye diye sahnede koşturdular yine.. Bide dev boyutlarda deniz topu gibi balonlar yapmışlar iki ülkenin bayraklarının deseninde.. Konfetiler uçuştu falan.. Bi tane konfeti böyle tam elime düştü ben de alım çantama koydum hemen 🙂

Neyse efenim sahnede eğilmeler selam vermeler yapıldı.. Hatta son konuşmalarda Ryeowook Eunhyuk’un yanına gelmiş saf tişörtünü sıyırıp sıyırıp göğsünü açıyordu (gerizekalı çok şirindi) öldüm ağlamaktan o sahnelerde falan.. Herkes giderken Kangin VIP’dekilerden birinin fotoğraf makinesini aldı onghae’ye verdi fotoğraf çeksin diye. Makine kapalımıymış neymiş bir türlü çözüp de açamadılar Sungmin’le Donghae bi fotoğraf çekcez diye seferber oldular.. Kyuhyun VIP bölümündeki neredeyse herkesin elini tuttu Eylül hyung da dahil (aha sana VIP almadığıma küfür etmem için bi neden daha!!!) Herkes gittikten sonra bizimkiler geri dönüp tekrar selam verdiler falan çok fenalardı yaaa 😀

Bütün herşey bittikten sonra biz dışarı çıktık tabi. Ayaklarımız hatta bacaklarımız iflas etmişti dışarı çıktığımızda. Yorgunluktan geberiyorduk resmen. Dışarda hemen tekrar bi haberleşme yaptık hangi kapıdasınız falan diye… ShiNn_Min’le mesajlaştım vatşaptan kapı önünde buluştuk. Bir yerlere oturalım diye bakınıyoruz ama ölüyoruz çünkü… Sonra diğer çıkışın oradan çığlıklar duyduk yine. Dedik bizimkiler gidiyor kapıya gidip görmemiz lazım.. O yorgunlukla ayakta zor dururken koşarak kapının önüne gittim yine bizimkileri göreyim diye 😀 En son işte minibüsün ön camından el sallayan bi Eunhyuk, arka camlardan birinden perde altından kafasını uzatan bi Kangin bide yine arkalarda Donghae gördüm. Sungmin de gördüm sanki ama emin değilim 🙂

Sonra mı? Sonra bitti işte… Eve nasıl gittiğimizi şaşırdım.. Yorgunlukla nasıl uyuduğumu da bilemedim… Ertesi gün bayaa geç uyandık. Neyse kendi evime geldim hemen bi duş alıp hazırlanıp çıkmayı planlıyordum. Çünkü tekrar havaalanına gitmeyi planlamıştık. Ama migrenim tutmuştu ve ne yazıkki yüzümden ne kadar hasta oluğum anlaşılıyordu (tabii konser sabahı yediğim 2-3 küçücük poğaça dışında yemek yemeyi unutmamın da etkisi vardır). Bir de eve gelirken yağmura yakalanıp ayakkabılarımı tamamen ıslattım tabi… Annem beni öyle hasta görünce evden dışarı bir daha çıkarmadı ben de havaalanını rüyamda gördüm 😦

mbii

Konser bitti… Gelenler hep gittiler… Biz de böyle piç gibi kaldık arkadaşlar… Hala Sungmin’in gerçek olabileceğine inanmıyorum, bunu da bi dip not olarak buraya düşüvereyim…

Neyse gidiyom ben dertlencem az köşemde… Jalgaaaaaaaaa ^_____^

Music Bank in Istanbul.. ölüm nedenim… (part 1)


Ben bu yazıyı nasıl toparlar nasıl yazarım bilmiyorum ama başladım.. Hadi bakalım 🙂 (bu arada bu yazıyla kısa süreli kambek yapıyom la 🙂 )

Önce nereden başlamak lazım hiç bilmiyorum yaa 😦 O kadar hayaldi ki bu konser benim için. Gün sayarken falan hiç gerçek gelmiyordu. Bütün hayallerimde “Olum düşünsene Super Junior Türkiye’ye geliyomuş…” diye başlayıp, “Düşünemedi…” diye bitiriyordum cümlelerimi. Sonra bir gün dediler ki “Music Bank İstanbul’a gelecek eylülde ne diyon Hayal-şi?” “Amaaaan” dedim, “Nerde bok (afedersiniz ağzımı bozdum bi daha olmaz 🙂 ) püsür grup var kesin onlar gelir.”

Sonra başladık beklemeye.. Acaba kim gelir diye düşünmeye… Bi yandan da kim gelir la buraya salak salak hayallenmeyelim dedik (en azından ben hep dedim yani). Neyse efenim bekledik bekledik derken şu video yayınlandı.

İnanabilmek için videoyu o kadar çok izledim ki. O 29.284 tıkın 20.000’i benim galiba yani o kadar çok tıkladım izledim 🙂 “Nee Beast mi yazdı lan, anaaa Miss A de yazdı, MBLAQ mi neyyy, yok artık FT ISLAND mı, Ailee diyo lan….” derkeeeeeeeen…… “Super Junior!!!! Nası lan Super Junior!!!!!! Şaka dimi şaka? Kim dalga geçiyo benimle yaaa????” şeklinde değişen ruh halimle salak salak sırıttım video bitince.. 😦

Ay sonra bilet telaşı başladı. Nerden nasıl alınır, biz alana kadar ya biterse, ne zaman satışlar başlar?? Sorularla sabahı sabah etmeler, bilet alsak da rahat etsek diye stresten delirmeler, öldük öldük dirildik… 😦 Ne biçim de kötü günlerdi. Aklım fikrim bilette. Deli deli rüyalar görüyorum falan (çünkü normal zamanlarda hep sağlıklı rüyalar görürüm… evet evet ben de inanmadım 🙂 ). Hatta bi keresinde bilet için bi sürü insan tarafından kovalanmıştım ki sormayın tam bir deli saçmasıydı..

Biletlerin satışa çıkacağı gün açıklandı, hemen sonra da sahne düzeniyle ilgili fotoğraflar düştü internete.. Ondan sonra da VIP bilet mi alsak Platinium bilet mi alsak diye düşünmeye başladık. Stres yapacak konu arıyoruz kendimize işte. Delirdik resmen yaa.. En son artık Platinium alalım dedik (lanet olsun o kararıma yaaa) sahneyi biraz uzaktan daha net görürüz diye düşündük sanırım.

Bilet aldığımız gün de ayrı bi olaydı. Eva bilet alacak, “Ya uyanamazsam ya kaçırırsak.” diye korkuyor.. Biz de uyanalım hepimiz birbirimizi uyandıralım falan diye karar verdik. Sabah uyanamam korkusuyla 3’er dakika arayla tam 5 ayrı alarm kurdum 😀 sonra da ilk alarmda uyandım 🙂 Biletler 11.00’de satışa sunulacak diye yazmıştı biletix, tam saatinde açtık sayfayı anamm açılmıyo.. Sayfayı yenile yenile parmağım uyuştu yok sayfa yüklenmiyor. Al sana bi stres daha… Yeminle daha net bi stres yaşamadım bugüne kadar ayyyhhhh 🙂 Bilet alınana kadar bi posta daha öldük öldük dirildik ama en sonunda aldık o biletleri 😀 (burada Eva’ya koca bi teşekkür var)

IMG-20130714-WA0000

Biletleri aldıktan sonra da 7 Eylül bi türlü gelmedi. Günler geçmedi sanki yaaa.. (benim yazının da sonu gelmedi yazmaya yazmaya unutmuşum nası bılok yazıldığını püh 😦 ) Ay neyse çok uzattım bu kısımları.. Aha tam burada yazıyı ikiye bölmeye karar verdim. Tam şu an yazıyı bölüyorum 🙂 (küfür etmeyin çok ayıp bişey küfür etmek) Aha gidiyom bak nası da gittim bile..

Jaljayoooooo 🙂

Bu Aralar Bende Ne Var…


Bende ne var derken, yazı yazmama engel olacak ne var demiyorum 🙂 Yazamıyorum nedense yaa içimden gelmiyor pek.. Neyse kendimi biraz biraz açmaya çalışıcam yeniden. Yazmam lazım ama değil mi 🙂 Bu yüzden bugün oturdum bilgisayarımın başına ve izlediğim, dinlediğim, okuduğum ne varsa yazmaya karar verdim… Hadi başlayalım o zaman 😀

I_Hear_Your_Voice-0001Ne İzliyorum:

I Hear Your Voice (dizi)

Bu diziye yeni başladım. Daha bir bölüm izledim ama umut vaad ediyor bence. Peki madem beğendim neden bir bölüm izledim. Hemen cevap vereyim, çünkü henüz sadece 10 bölümü Türkçe’ye çevrildi. Şimdi oturup da la olum öteki bölümde nolcak acabaaaa diye beklemek istemiyorum 🙂 O yüzden de çevrilen bölümleri yavaş yavaş tüketmeyi düşünüyorum.. Dizinin konusundan da kısacık bahsedeyim. Jang Hye Sung (Lee Bo Young) bi avukat ama çatlağın önde gideni, avukatlık da pek umrunda değil gibi. Masum olma olasılığı neredeyse sıfır olan sanıkları savunuyor ama aslında savunmuyor bence. Mahkemede konuşma şekline falan bittim ilk bölümde. Cha Kwan Woo (Yoon Sang Hyun) da bi avukat ama işine çok daha bağlı. Eski polis bu arkadaşımız ve çok ciddi. İlk bölümde pek göremedim kendisini ama başroller arasında olduğuna göre ilerleyen bölümlerde 3 saniyeden fazla görürüm bence 🙂 Bu iki avukat dışında bir de liseli bi gencimiz var: Park Soo Ha (Lee Jong Suk). Kendisi sıradan bi lise öğrenci değil, insanların ne düşündüğünü duyma yeteneğine sahip. Çok da tatlı eşek sıpası, gerçi estetiği biraz abartmış gibi geldi gözüme ama çok takmayın bence 😀 Sonracıma efenime ne söyliyim bu üçü bir araya gelip suçla mı savaşcaklarmış, suçlanan masumları mı kurtarcaklarmış öyle bişey. Daha izlemedim bilmiyom ama siz izlemeye başlayın bence.

Happy_sailor_moonSailor Moon (anime)

Şu animeyi elli kere izlesem yine baştan izlerim hacı o kadar diyorum. (Bu gifler önceden hareket ediyodu bu niye mal gibi duruyo? Neyse siz bi tıklayın hareket ediyo o ben görüyom siz de görebilirsiniz.) Neyse canlarım Sailor Moon’u bilmeyen mi var. Tsukino Usagi animemizin baş karakteri ve Ay Savaşçısı. Kendisi sakar mı sakar, şaşkın mı şaşkın bi orta okul öğrencisi. Sürekli düşüp durması, ağlaması beni benden alıyor. Usagi bir gün Luna isminde bir siyah kediyi yaramaz çocukların elinden kurtarıyo ve kedinin alnındaki yara bandını çıkarıp ay şeklindeki işaretinin ortaya çıkmasını sağlıyor. Bundan sonra sevimli kedicik konuşmaya başlıyor ve Usagi’yi Ay Savaşçısı’na dönüştürüyor 😀 Chiba Mamoru da animemizin ilahı, aşık olunası yakışıklısı arkaaşlar. Kendisi Smokinli Şovalye olur, ayrıca Usagi’nin aşkıdır (tabi bizim de) Ya ben bütün karakterleri tanıtamıcam şimdi izleyin bence. Şöyle kısaca isimlerini yazim geçiyim bence Mizuno Ami – Merkür Savaşçısı, Hino Rei – Mars Savaşçısı, Kino Makoto – Jüpiter Savaşçısı, Aino Minako – Venüs Savaşçısı.. Aaaay yiter daha yazamicam izleyin 😀 Haa bide ek bilgi vereyim, “Sailor” kelimesi Japonya’da yaygın olan kız okul üniformalarının stilinden geliyürmüş 🙂

204772_2Ne Okuyorum:  Harry Potter ve Melez Prens

Kitaba bugün başladım gençler. Heyecanla okuyorum şu an. İlk 5 kitabı okuduğum gibi aynı ritüele uyarak okumayı düşünüyorum. Ritüelimi bilmeyenler için kısa bir açıklama yapayım hemen: kitap biter film izlenir (gerçekten kısa bi açıklama oldu). Harry Potter’ın konusunu, karakterlerini hala bilmeyen varsa gitsin kendini intihar etsin yöntemi ona kalmış ben karışmıyorum. Harry Potter bilinmez mi arkadaşım sen daha ne yaşıyon bu dünyada sen sen ne yapıyon sen?!!!! Neyse tamam atarımı yaptım bu konuyu kapatıyorum. Ben sadece filmini izledim (hatta son filmi bitmesin diye hala izlemediğim doğrudur). Kitapları benim öğrenci harçlıklarım için çok pahalıydı, korsanını da almak istemediğim için alamamıştım. Kısmet mayiş aldığım zamanlaraymış. Bütün seriyi aldım kaptım okuyorum işte böyle para olunca saadet de var gençler naapcaaanız 😀 Okumayan varsa bak filmini izledim okumama gerek yok iyen varsa kakın gidin alın kitapları okuyun. Kesinlikle çok fark ediyor. Ben mesela 3. film olan Azkaban Tutsağı’na lanet ediyorum şu an hiç de yapamamışınız pislikler beeee şeklinde… Neyse işte alın okuyun beni sinir etmeyin 🙂

2368-Isaretİşaret (Gece Evi #1)

Buna da dün başladım gencolar. Evet artık aynı anda iki kitap birden okuyabiliyorum (hatta vikitap hesabıma girip bakarsanız şu an 5 kitap birden okuyorum göyası elleşmeyin bana okuyom ben!!). Bu seriyi geçen yıl almıştım ama ancak bu yaz başlayabildim. Urfa’da yaşadığım için kitapları oraya götürmedim, malum 7 kitap biraz ağırcana oluyor. Gerçi şu an yayınlanmış 10 kitap var (oku baba oku bitmez bu yaz). Serinin kitaplarını bir çırpıda şaşırmadan sırasıyla sayanlara sürprüzlü ödül vercem hadi bakalım 😀 Neyse efenim kitabın konusuna acık değineyim. Zoey 16 yaşında bir lise öğrencisi. Bir gün İz Sürücü denilen bir vampir tarafından işaretleniyor ve ölüme mahkum oluyor. Ölüme dediysem öldükten sonra vampir olacak zaar daha oralara gelmedim 🙂 İz Sürücü’nün Zoey’i işaretlerken söylediği sözler çok hoşuma gitmişti dur yaziyim hemen.. “Zoey Montgomery! Gece seni seçti; ölümün doğuşun olacak. Gecenin sesine kulak ver. Kaderin seni Gece Evi’nde bekleyecek.” İşte bu şekilde işaretlendikten sonra Gece Evi denilen vampir okuluna yerleşmek gerekiyor. bu kitap da sanırım vampirlere farklı bir yaklaşım getirecek bilmiyorum daha yeni başladım. Güzel bi seri olduğu söyleniyor. Yakın zamanda abim okudu. Ondan önce de Eva okuduğunu söylemişti, hatta kitapları bi çırpıda sayabiliyor 🙂 Okuyun!!

Ne Dinliyorum:

EXO-M – What Is Love linkini atim de şöyle dursun belki dinlemek istersiniz (https://www.youtube.com/watch?v=7PMRe4k3OSw) Şimdi bildiğiniz gibi EXO grubu M ve K olmak üzere iki alt gruptan tek bi bütün oluşturan mucizevi bir gruptur. Ben What Is Love şarkısının özellikle Çince olanını seviyorum, kelimelerinin söylenişi falan o kadar güzel akıyor ki insanın kulağında 🙂 Kim ne derse desin Sehun’a biterim ben arkadaş.. Hele o karavan mı ne onun camından sarktığı bi kısım var klipte aneeeem ne datlu bişey o 😀 Yeni albüm çıkmış olsa da ben inatla bu şarkıyı dinlemeye devam ediyorum banane…

EXO-K – Peter Pan aha bu da yeni albimden olsun bunu da çokça dinliyorum link de veriyim (https://www.youtube.com/watch?v=5FK8tN5Vv3g) Tabi bu albümden Wolf da çok sık dinliyorum ama bu şarkıyı da en çok beğendiklerim listesine ekledim ben canlar 🙂 Dinleyin siz de seveceksiniz bence.. (piteopaen diyişlerine kurban öhöm öhöm)

Sanırım son günlerde sadece EXO dinliyom 🙂 Yeni gözdelerim ama napim olsun o kadar…

Ne Yiyip Ne İçiyorum: (amaaaaan bundan banane demeyin okuyun)

Doğadan A, C, E Vitaminli Yeşil Çay 44_low

Bunu geçenlerde markete gittiğimde bi denemek için aldım çok hoşuma gitti. bundan başka bi de Ginkgolu aldım ama onu henüz denemedim. Bu yandan gördüğünüz arkadaş çok güzel portakal kokuyor. Yeşil çayda farklı kokuları, aromaları çok sevdiğim için belki de beğendim bilmiyorum. Daha önce Doğadan’ın Ballı Yeşil Çay‘ını çok içerdim çok da severdim. Bir arada Lipton’un Tarçınlı ve Elmalı olanlarını almış onları da çok sevmiştim. Bence bi denemeye değer. Böyle değişik yeşil çayları sever misiniz bilmem ama 🙂

images (2)Eti Lifalif Yulaf Ezmesi

Urfa’da sabah erken dersim olduğu günlerde bir bardak sıcak süte iki yemek kaşığı yandaki arkadaştan karıştırıp kemiriyordum arkadaşlar. Tadı çok hoşuma gidiyordu. Tipi sanki talaş gibi ama tadı güzel yaa haksızlık etmeyim 🙂 Özellikle sabah 6’da kalkıp 6.5’ta derse giden bir insan için bulunmaz bi nimet litfen 😀 Şimdi evime geldim ama gelir gelmez yine marketten aldım arada canım isteyince yiyorum. Hakkaten sevdim olum niye inanmıyonuz yaaa…

Neyse yedim, içtim, okudum, dinledim, izledim… Arada anlatmama gerek olmayan bazı fizyolojik şeyler felan yaptım 😛 Yazı da pek uzun oldu en baştan kontrol edemicem şimdi imla hatalarımı falan.. Varsa yüzüme vurmayın içinize atın olur mu başım dönüyo zaten 😀 Ay beynimi de aldırdım galiba en son ne zaman uyuduğumu hatırlamıyom…

Gidiyom ben… Ja ne 🙂

Deniz Güneş Tatil Dedik.. Ama….


images (1)Bak dün yazı yazmıştım bugün yine yazıyorum 🙂 Açıldım açıldım taam oldum ben artık 😛 (bana sama diyeceeniz bundan sonra Hayal-sama)

Neyse bugün Yalova’ya geldim bebişlerim hani hava da sıcak ya.. Dedik Ramazan öncesi bi tatil yapalım biraz deniz biraz güneş iyi gelir. Hava sıcak deniz soğuk serinleriz iyi gelir de dedik..

Buraya kadar herşey çok güzeldi 🙂 İşte hesaba katmadığım küçük ayrıntı burada kendini hatırlattı. Ben dengesiz ve tuhaf bi insanım 😀 Bu ufak ayrıntıyı her seferinde nasıl da unutuyorum hayret.. Neyse efenim benim tuhaflığımın bir parçası olarak tuhaf tuhaf, pek kimsede olmayan hastalıklarım da var tabii. Mesele de işte bu hastalıklar sayın okuyucularım 🙂

soguk-alerjisi-abbieYazımın burasında size soğuk alerjisi diye bir şeyden bahsetmek istiyorum. Soğuk alerjisi; soğuk bir şeye temas sonucu, temas eden yerin kabarıp şişmesi, kızarması ve kaşınması durumu diyebilirim kısaca. Tıbbi adı soğuk ürtikeri olan bu saçma sapan alerji türüne sahip olan kişinin soğuk şeylerden olabildiğince uzak durması gerekiyor. Çünkü soğuk bir şeye temas eder etmez başlayan kızarma ve kaşıntı, temas eden bölge birden ısınırsa daha da kötü hale geliyor. İşin kötüsü bu alerji sadece vücudun dışını değil içini de etkiliyor. Örneğin soğuk bir şey yenildiğinde ya da içildiğinde boğazda, dilde ve dudakta şişme oluyor. Çok şiddetli alerjilerde boğaz şişmesi sonucu nefes kesilebiliyormuş. Ya da hipotansiyon yani kan basıncının ani düşüşüne neden olabiliyormuş. Hipotansiyon da bayılmaya neden olabiliyormuş… 😦

abbie-soguk-alerjisi(1)İşte bu tuhaf alerji bende var benim canlarım. Neyse ki çok ciddi şeyler yaşamadım şimdiye kadar. İşte bugün de denize girince ellerim kabarmaya, kollarım bacaklarım kaşınmaya başladı. Denizde çok fazla kalmadım, en fazla yarım saat durmuşumdur heralde. Kaşıntı artınca çıktım hemen. Eve gelip duşa girdiğimde bacaklarım ve kollarımda kızarıklıklar vardı. Bu yüzen duşta fazla sıcak suya girmedim. Şu an denizden çıkalı 1-1.5 saat kadar oldu kızarıklıklarım yeni geçti. Kaşıntım hala geçmedi. İşin kötüsü soğuk su içemiyorum. Normalde de çok soğuk su içemezdim zaten ama dondurma da yiyemiyorum fazla. Eskiden kışın bile ne güzel dondurma yerdim ben ama şimdi çok fazla yiyemiyorum. Dudaklarımın iç tarafı ve dilimde kabarıklıklar oluşuyor. Kendi kendine yavaş yavaş ısınmayla bütün kaşıntı kızarıklık geçiyor tabii 🙂

Soğuk alerjisiyle ilgili internette bi araştırma yapayım dedim şöyle bi haber buldum (hatta bu haberdeki fotoğrafları kullandım ehe). Soğuk alerjisinin en uç seviyesi heralde budur. Çok ilginç hastalıklar var dünyada. İnsan hiç soğuğa temas etmeden nasıl yaşamını sürdürebilir ki..

Neyse ben gidiyom tatilimin geri kalanını tv karşısında geçirecem. Hadi görüşürüz 🙂

Kafamda Dönenler


Bi önceki yazımda da rüyamı anlatmışım.. Yine garip bi rüyayla karşınızdayım 🙂 Hiç vakit kaybetmeden yazıyorum yoksa unutacam gidecek gül gibi film imkanı.

Şimdi öncelikle normal bi evdeyiz. Esmer uzun boylu bi çocuk var. Saç modeli Teuk’ın saç modeli gibi ama daha koyu renkli. Bi de sarışın bi kız var. Saçları kulaklarının altında küt böyle sevimli sürekli gülen bi kız. Biz bu kızla ellerimizde oyun kolu, hani şu üstünde bi sürü tuşları olan Playstation oynanan oyun kolları var ya (tanımlamaya öl bit) kocaman bi ekran karşısına oyun oynuyoruz. Çocuk da kalkın artık diye bize söyleniyo. Bu böyle söylenirken dışarıdan bi gürültü geliyor. Böyle sanki bomba patlamış gibi. Hemen dışarı koşuyoruz. Garip görünümlü asker kıyafetli adamlar var etrafta. Ellerindeki silahlardan ateş çıkıyor böyle mangal yakmak için kullanılan alev tabancaları gibi. Bayaa bildiğin savaş çıkmış biz içerde oyun oynarken. Asker dediğim adamlar da adam gibi yani insan gibi görünmüyolar pek. Üçümüz böyle aramızda konuşup neler oldduğunu anlamak için ayrılmaya karar veriyoruz.

Gizli bi örgüt gibi bi şeye üyeymişiz hepimiz. Dövmelerimiz falan var. Çocuğun kolundaydı dövme, sarışın kızın belinde, benim de sırtımda. Dövmenin şeklini de anlatayım hemen: üçgen şekline benziyordu. Her köşede farklı bir şekil vardı. Alt köşelerde sol tarafta aleve benzer bi şekil vardı, sağ tarafta kurt şekli gibi bir şey vardı. Üst köşede de benim dövmemde tavşan resmi vardı, kızda koyun resmi vardı, çocukta da erderha vardı sanırım. Tabiki bunlar çin burçlarıyla felan ilişkili hep 🙂 Anladığım kadarıyla kız benden küçüktü biraz da şımarıktı. Üstü kirlendiği zaman falan sürekli söyleniyordu.

Neyse ben bu ikisinden ayrıldıktan sonra duvar diplerinde falan saklanarak tuhaf görünümlü bi binaya geldim. Her yerde asker görünümlü adamlar insanların üstünü falan arıyolar bazılarını öldürüyolardı. Kaçarken bikaç insanın da hayatını kurtardım. Çocuklar falan vardı saklanan. Çok değişikti her yer. Yıkık döküktü sokaklar falan. Neyse işte ben o dediğim tuhaf görünümlü binaya girerken dövmemi falan kontrol ettiler. Bana tavşan diyodu herkes, kimse ismimi söylemiyodu. Hatta bu konuda kızın şikayetleri çok komikti “Tabii sana da koyun deseler çok hoşuna giderdi eminim!” askjaldkjaldkjalk ne çok şikayet ediyodu..

Bütün ayrıntılarını hatırlayamıyorum ama biz dövmeli gençler olarak fantastikmişiz. Bakın rüyamda fantastik oldum siz olamadınız en çok ben biliyom bana soracaksınız (Hilmi)!! Neyse devam edeyim dur 🙂 Ben bi sürü yabancı dil biliyodum ingilizce, fransızca, korece, japonca… Ay çok hoştum bide özel gücüm vardı insanların düşüncelerini okuyodum (bana sorsalar bunu seçer miydim hiç bilmiyom şu an 🙂 ) İyi de dövüşüyodum haa 🙂 Bütün ayrıntıları hatırlasam aslında çok güzeldi rüyam valla bak. Haa bide bu binaya girerken bi kapıdan geçtim örümcek ağları falan vardı iğrençti… Sonra sarışın kız geçince yarım saat bağıra bağıra söylenmişti üstü başı ağ oldu diye :’)

En son biri bana tavşan yerine rabbit dedi diye adamın kolunu büküp ismimin Türkçesini tercih ettiğimi söyledim. Sonra çocuk gelip adamı elimden kurtardı beni sakinleştirdi. Sonra biz plan falan yapmaya başladık.. Sonra daaaa telefonum çaldı uyandım meğerse kardeşim eve gelmiş kapıyı çalmış duymamışım 🙂 Fantastik buraya kadardı genşler hadi dağılın şimdi 😀 Böyle de fotoğrafsız şeysiz sıkıcı bi yazı yazdım ama napim bu var elimde şu an…

Rüyalar Gerçek Olsa…


her-gun-ruya-goren-insan_273160

Bugün gördüğüm rüyadan sonra gördüğüm rüyaları gelip burada anlatmaya karar verdim 🙂 Olm neler dönüyo benim aklımda yaaa valla senaryo haline getirip satacam o kaldı..

Neyse bugün 23 Nisan töreninden sonra eve geldim. O yorgunlukla bi 3-4 saat falan uyumuşum. Bu sürede gördüğüm rüyadan 12 bölümlük sezon dizisi çıkar ben size diyim 🙂 Dur hadi anlatayım siz karar verin…

Öncelikle ön bilgi olarak Şanlıurfa-Akçakale’nin bi köyünde öğretmenlik yaptığımı hatırlatayım. Hani Suriye sınırına oldukça yakınım.. Rüyamda tam sınırda büyük bi okulda öğretmenlik yapıyorum. Ama okulda sınıflar okula sığınan insanlarla dolu. Karışık bir durum var artık savaş mı isyan mı bilmiyorum. Sığınanlar da bizim ülkenin insanları hani Suriyeliler bize sığınıyor ya mesela öyle değil. Okula sığınan bu insanları sıralara falan oturtmuşuz böyle. Çocuklar falan var. Susamışlar ben onlara su dağıtıyorum. Bizim şimdiki okuldaki hizmetlilerden biri de vardı. Bana sen de olmasan bu çocuklarla kim ilgilenecek hocam diyodu 🙂

Sonra bir yerden okula baskın yapılacağı haberini alıyoruz. Bu haberi alınca herkesi okulun arka tarafındaki sınıflara alıyoruz. Çocuklarla aileleri hep bir araya topluyoruz. Okulda bizden başka bir de hemşireler doktorlar falan da var. Sonra okula büyük gruplarla askerler geliyor bizi korumak için. Askerlerin içinde kardeşim de var. Onu görünce ağlıyorum ama nasıl paralıyorum resmen kendimi. Ya çatışma olursa ya ona bir şey olursa diye öffff….

Sonra birden şehir merkezinde bi evde olduğumu gördüm. Şimdi burada aynı evde kaldığım arkadaşlarımla, merkezde daha büyük bi evde kalıyoruz. Evimiz çok güzeldi 🙂 Böyle temizlik mi yapıyoz ne. Sanki yeni taşınmışız da her şeyi yerleştirmeye çalışıyoz gibi. Yine şimdiki çalıştığım okuldaki hizmetlilerden biri bi odada bi şey tamir ediyodu. Ben de başında duruyodum böyle meraklı meraklı ne yapıyo diye bakıyorum falan. Sonra ev arkadaşlarımdan biri erkek arkadaşıyla geldi. Alışveriş yapmışlar bi sürü marketten pazardan falan. Onlara kapıyı açıp tekrar odadaki adamın yanına gidiyorum. Odada tıkır tıkır bi ses duydum sonra. Adam eline bi kutu aldı ses ondan geliyomuş. Tam açacakken sakın açma valla bağırırım dedim adama. O da böyle dalga geçer gibi valla açıyorum hoca falan dedi…

Sonra hop birden İstanbul’da gördüm kendimi. Otobüsle eve gidiyorum yanımda bi erkek var. Tanıdığım birisi yüzünü falan öyle iyi biliyorum ki. Ama uyandıktan sonra 1 saat düşündüm kim olduğunu bulamadım. O kadar eminim ki tanıdığım bir yüz olduğundan. Neyse biz bu çocukla arkadaşmışız. Ama böyle farklı hislerimiz de varmış birbirimize belli edemiyormuşuz. Sonra İstanbul’da şimdi oturduğum eve gidiyoruz. Bayaa bizim evin yokuşunu çıktığımızı falan gördüm. Bu yokuştan çıkarken dengemi mi kaybettim noldu yanımdaki çocuk elimi tuttu düşmiyim diye. Ama böyle hani küçük çocukların elini tutar gibi. Sonra ben bıraktım elini. Ama bi iki adım sonra hani sevgililer el ele tutuşur ya böyle parmakları aralara sokarak falan (nasıl tarif etsem bilemedim ama anladınız bence) öyle tutuyorum çocuğun elini. Böyle daha iyi oldu diyip gülümsüyo. Bende gülümsüyorum 🙂

Sonra uyandım yaaa.. Geleceğimi göremedim bu çucukla höfff 😦 Neyse amaaaan gidiyom ben kahve içmiştim falıma baktırcam hacı 🙂

Jalgaaaaaaaaaaa! ^^

Ya İşte Sorular Falan (MİM)


Bu mim bana da gelecek diye içten içe korkuyordum. Sağolsun Harmony dongsaeng gönderivermiş unniesine 😀 Ehh bize de yazmak düşer.. (başlık tükürdüm yukarıya onu görmezsek çok mutlu olurum 😛 )

Öncelikle mimin konusundan bahsedeyim kısaca. Mimi postalayan arkadaşın sorduğu 11 soruya cevap veriyoruz, kendi hakkımızda 11 bilinmeyen şeyi yazıyoruz (ki daha önce yeterince deşifre olmuştum bence daha neyi anlatacaksam), en son da 11 soru yazıp mimi başka bir garibana postalıyoruz.

O zaman cevaplarla başlayalım 🙂   (fotoğraf biraz karamsar oldu sanki)

n7024069133156119041

1) Bir arkadaşın (A) başka bir arkadaşının (B) arkasından kötü şeyler konuşuyor ve bu konuşmaya sen de şahit oluyorsun. Ve A, B’nin en yakın arkadaşı. Duydukların karşısında ne yaparsın?

Amaaaan banane canım 🙂 O ona şunu demiş de, o da ötekine şöyle demiş de, miş miş miş de mış mış mış da püüfftttttt… Ay dur bu çok sert oldu. Demek istediğimi bir toparlayabilsem bi dakka…

En nefret ettiğim insan tipi, oradan buraya laf taşıyan insan tipidir. Yok o sana bunu dedi, sen de ona bunu de, bıdıdıdı bıdıdıdı vir vir vir vir, ya bi yürü git sanane!! (bu daha sert oldu dur çaktırma) Daha önce arkadaşımı korumak için arkasından söylenen bir şeyi anlatmıştım ki kime nasıl davranacağını görsün diye. Bu nasıl bir arada kalmaktır, lanet gelsin yalancı oldum kaldım ortada. Bi daha mı tövbeee tövbeeeeee…. O yüzden banane kim ne derse desin bu ne yaa……

2) Oyuncu-şarkıcı vs. olmak istiyorsun ve o alanın uzman kişilerinden biri seni keşfetti, ünlü olma konusunda seninle ve ailenle konuşmak istediğini söyledi. Tepkin ne olur?

Ünlü olup napcam yaaa 😛 Eski Türk filmlerindeki gibi “Naman Allahım bu ses!!” diye biri beni mi buluyor? Noluyor ki? Şşşşhhhhh bana bak kötü yola falan düşmiyim sonra evlerden ırak 🙂

Şaka bir yana da şarkıcı değil ama başarılı bir oyuncu olmak isterdim sanırım. Böyle güzel güzel filmlerde oynıyım, öpüşmem sevişmem göz göze bakışmam falan gibi kurallarım olsun, annem göster ama elletme dedi falan gibi repliklerim olsun. O değil de ben rüyalarımı senaryo yapıp başrolünde oynasam, yeminle gişe rekoru kırarız… Bu arada tepkimi sordu insanlar, arkadaş anlattım da anlattım… İyi bir teklifse değerlendiririm napim başka 🙂

3) En çok hayalini kurduğun şey ne?

Bu aralar yurt dışına seyahatlerin hayalini kuruyorum. Hani sadece Kore değil de, Japonya olur, İtalya olur, Mısır olur… Bunlar merak ettiğim, görmek istediğim ülkeler hep. Gidelim gezelim, her şeyi yerinde görelim neticesinde 🙂

4) Rüyanda gördüğün şeylerin gerçek hayatta da karşına çıktığı oldu mu?

Ahanda rüya sorusu 🙂 Gördüğüm rüyalardan birini anlatayım da, siz sevgili okuyucularım karar verin gerçek hayatta karşıma çıkıyor mu çıkmıyor mu? Hadi bakalım:

Şimdi dünyayı robotlar ele geçirmiş. İnsanları kaçırıp kaçırıp robotlaştırıyorlar. Bir insan düşünün mesela, aynısından 5-6 tane var böyle, rahmetli kopya koyun Dolly gibi. Bu robotlaştırma olaylarından kurtulan sayılı insanlar olarak kötü bir evde saklanıp plan yapıyoruz. Şimdi Urfa’da bir arkadaşım var, Uğur, o da yanımda. Böyle planlar planlar, olaylar olaylar.. Sonra biz planlar yaparken, yanımdaki adamın bir noktaya takılıp sadece oraya baktığını fark ediyorum. Adama neden oraya baktığını soruyorum, karşıda bi adamı işaret ediyor. Bak diyor, oradaki adamın aynısından bir tane şurada bir tane de şurada var.. Ulan bi bakıyorum aynı adamdan 4 tane var odada. Robot olmuş hepsi, bide aramıza sızmışlar utanmazlar. Napalım edelim buradan kaçalım planları yapıyoruz bu sefer Uğur’la. Sonra bi tane çocuk geliyor benim elimi tutuyor: “Annem nerede? Ben annemi istiyorum. Annem yok mu?” diyor. Bu çocuktan 4-5 tane daha var ve hepsi aynı anda konuşuyor. Allahım nasıl korktum anlatamam. Neyse bi yolunu bulup kaçıyoruz o evden. Bir süre sonra o eve geri dönüyoruz. Hani filmlerde olur ya böyle kaçarken dağılan ortamlar, yerde ayakkabılar falan.. Öyle bir yer buluyoruz. Herkes kaçmış ya da ölmüş mü artık bilmiyorum. Sonra uyandım…

Tamam işte anlattım rüyamı. Karar sizde, gerçek olur mu bu olmaz mı? 😀

5) Şu an hangi şarkıyı dinliyorsun?

Super Junior – Rockstar 🙂 Hatta buyrun siz de dinleyin canlarım^^

 

6) Yabancı bir ülkeye çıkacaksın, bavuluna kıyafetler dışında 3 şey koymana izin veriliyor, onlar ne olur?

1. Bütüüüüün elektronik eşyalarım ilk sırada yer alır hiç şüphesiz.

2. Ailemle fotoğraflarım. (kıyafetlerimi koyduğuma göre babamın pijamalarını zaten koymuşumdur heralde dimi)

3.Oyuncak ördeğim Teukie tabi ki 🙂

7) Asla yapmam diyip yaptığın şeyler neler?

Bazen, ben bu insanla asla anlaşamam piiii şuna bak dediğim insanları kendime en yakın arkadaş edinmiş buluyorum kendimi.. Kurduğum şu cümleden sonra kendimden o kadar utandım ki daha ne yazsam bilemedim.. Dur açıklıyım şunu yaaa… Bazen çok ön yargılı olabiliyorum. Bi insanı görüp, ben bununla ne konuşcam yaaa diyorum. Ama sonra, aradan biraz zaman geçince, bi bakıyorum en yakın arkadaşım olmuş 🙂 Öyle işte aklıma başka da bir şey gelmedi şu an…

8) Canın çok sıkkın, dün aldığın çikolatayı yeme ümidiyle dolabı açtın. Ama yerinde değil! Ne olacak şimdi?

Allahıııımmmmmmmmmmmmmmmmmmmm kriiiizzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzz!!!! (gözünüzde Nurhayat canlandı mı?) Nasıl olur la böyle bir şey?! Evet bu evde her şeyin ilkini ve sonunu kardeşim yer ama, onu ben ayırdıysam yiyemez, böyle bir şey olamaz olabilemez!!! Yakarım bu gezegeni yakarımmmmm!!! Tamam sakinleştim diğer soruyu alayım 🙂

9) Yolda sakin sakin yürüyorsun. Karşıdan gelen bir çocuk seni parmağıyla göstererek gülmeye başladı. Neden olabilir?

Ya fermuarım açık kalmıştır ya da kafama omzuma bir yerime kuş pislemiştir… Bendeki bu engin şansla kesin ikinci seçenektir ben size diyim 🙂

10) Mektup arkadaşın var mı, yoksa olmasını ister miydin?

Bi ara vardı bi Koreli arkadaşım ama artık yazmıyor.. Benden daha eğlenceli birini buldu zağar! Bende pek atraksiyon yok çünkü, memur adamım saçımı yeşile boyayamıyorum daha… Ona hiç rüyalarımı anlatmadım ama yaa .. Acaba anlatsa mıydım? Gerçi o zaman da yazmazdı bence. Çünkü ben olsam böyle rüyalar gören birine yazmam arkadaş ne yazcam, tipe bak!!

11) Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan?

Bu soruyu bir de tavuklara soralım 🙂 Bizim evde tavuktan çıkan yumurtalara içinden tekrar tavuk çıkarma şansı verilmiyor hiç. Ya omlet oluyor ya rafadan. Hayat acımasız, soğuk ve zalim yumurtalara. Öyle işte benim de uykum var saat olmuş 03:00 🙂

Şimdiiiiii yazının buradan sonrasında kendimden bahsetmem gerekiyor. 11 tane özelliğimi bulup yazmam lazım ki bu kadar özelliğim var mı hiç bilmiyorum yazıp görecez 🙂

1) Bunu daha önce bir yazımda daha yazmıştım. Yolda yürürken tren, tramvay raylarına basamam. Hani çizgilere basmadan yürüyen insanlar var ya onlar gibiyim biraz ama daha farklı işte. Sadece raylara basamama özelliğim var. Sanki elektrik çarpacakmış gibi geliyor, ne saçma dimi? Güldüğünüzü görüyorum daha ilk maddeden ayıp!!

2) İnternette o kadar gevezeyim o kadar gevezeyim (26 bi küsür tweet atmışım hayvan gibi) ama normalde ilk tanıştığım insanların yanında ağzımı bıçak açmaz. Konuşmayan insan mı olur la diyip benimle bütün ilişiğini kesen kişiler oldu, o derece.. Ama alışana kadar bu suskunluğum. Alışınca bi sus artık yeter diyorlar 🙂

3) Eğer bir insana verdiğim değer bitmişse, yani o insan gözümde sıfırlanmışsa, onu bir daha görmüyorum duymuyorum. Açıklıyım mı bunu? Bir insan benim için bitmişse, değer vermiyorsam artık, ondan gelen her şeye kendimi kapatırım. Yani yazar burada diyor ki, ben seni duymuyorum görmüyorum sen kimsin??

4) Bir kitaba, bir filme ya da bir diziye başlamışsam ve sevmemişsem, kralı gelse onu bitirmeden bırakamıyorum. Evet süründürüyorum elimde, ben de sürünüyorum ama bitmeden bırakamıyorum.

5) Birinin yapma dediği şeyi (özellikle sevmediğim insanların yapma dediklerini) yapmaya bayılıyorum. Manyakçasına bir zevk alıyorum hatta. Normal olmadığım söylenir, doğrudur. Ona göre önleminizi alın banane… Yap denilen şeyleri yapmamak da ayrıca hobimdir.

6) Madem kendi hakkımda yazıyorum, açıklama zamanı geldi… Ben öğretmenim arkadaşlar 😛

7) Çok sakarım. Arkadaş bildiğin kırıp dökme, kendini kesme yakma uzmanıyım. Master derecem var benim bu konuda yaa 😀

8) Bir yerde yemek yerken önce her şeyin tadına bakar, sonra sırasıyla en sevmediğimden en sevdiğime doğru yemeye başlarım. Hani mesela çayın yanında kek, börek, poğaça falan getirirler ya. Hah işte onların tek tek tadına bakarım önce, aklımda bi sıralama yaparım ona göre yerim. Bir de yemek yerken yanında pilav da yiyeceksem, genelde pilavı yemeğin üzerine güzelce yayarım öyle yerim. Yani pilav üstü kuru değil, kuru üstü pilav çaktın??

9) Daha önce tek başıma yemek yemediğim bir mutfaktan gidip de kendi başıma bir şey alıp yiyemem. Daha önce yediğim mutfaktan da kendi başıma bir şey alıp yiyemem. Arkadaş kendi evimde bile annemden izin alıp yemek yediğim zamanlar olmuştur. Birkaç madde önce normal olmadığımı söylemiştim ya, bu normal mi sizce? Aç yattığım evler var benim. Ki arkadaşımın evi bu bahsettiğim ev, mutfakta neler yiyip içmişim daha önce, yalnız kalınca bir şey yiyemeyip aç yattım bir gece 🙂

10) Korku filmi izleyip yusuf yusuf olmayı çok severim. Mazoşist bi tutkum var bu konuda. En korkunç filminizi getirin izliyim aylarca uyuyamıyım mantığıyla hareket ediyorum.

11) Çorap takıntım var. Renkli desenli çorapları gördüm mü almadan duramıyorum yaa 🙂 Bir de asla ve asla ayakkabı içine giymediğim çoraplarım vardır. Arkadaşın evine kalmaya giderken yanımda götürdüğüm yedek çoraplarım işte bu ayakkabı içine giyilmeyen çoraplarımdır. Sadece evde oturmalık çoraplar onlar, çok gıymatlılar benim için bilemeniz 😀

Kendimle ilgili yazacak 11 özellik var mı ki diye düşünüyordum. Tutmasanız daha bi 11 madde daha yazacam.. Açıldı mı kapanmıyor ki çene 🙂 Soru bulma kısmı yerine kendimden bahsetsem biraz daha. Narsistlik yapsam azıcık olmaz mı mim sahabısı insanlar he olmaz mı be??

Neyse kaderden kaçılmıyor ben kafamı patlatmaya başlıyım şu sorular konusunda…

1) Issız bir adaya düşseniz….. Yok yok tamam onu sormayacam dur 🙂 Hayatın boyunca seyrettiğin tüm filmler arasında, en sevdiğin film hangisi? Fazla düşünmeden ilk aklına geleni yaz ama 🙂

2) Daha önce yemediğin, mutlaka denemek istediğin 5 tane yemek ismi yaz bakalım?

3) Evcil hayvanınız var mı? Varsa adı ya da adları ne?

4) Hayatında “Lan şunla da tanışmadan ölmiyim!!” dediğin biri var mı? Varsa kimdir kimlerdendir bi de bahalım..

5) Blog yazmaya başladığın ilk günden bu güne, en sevdiğin şunu da iyi ki yazmışım dediğin yazın hangisi?

6) İlk okuldaki sıra arkadaşının adı ne?

7) Yüzüklerin Efendisi üçlemesinde en sevdiğin karakter hangisi? Neden?

8) En son okuduğun kitabın adı? Ay dur bunu da sormazsam çatlarım, o da arkadaşımla bütünleşmiş bi soru şu: Bu kitap sana ne kattı?

9) Uzak Doğu’ya ilgi duymana neden olan şey ne?

10) Alışverişte takıntılı olduğun ürünler var mı? Yani böyle gördün mü almadan duramadığın şeyler..

11) Gece gece nerden de okudum şu yazıyı oku oku bitmedi Allah kahretmesin dedin mi demedin mi? Bak doğruyu söyle 😛

Bir yazıda bu kadar mı saçmalanır. Ama itiraf edin güzel bir yazıyla comeback yaptım 🙂 Yaz yaz yaz yaz yaz yaz bitmedi 4 saattir oturuyorum şu bilgisayarın başında totom uyuştu benim… Ben yatacaktım saat 12de… Uykum var benim UYKUM… Durmuş burda yazı yazıyorum hala 🙂 Hadi uyudum ben siz de uyuyun bence sabah okuyun bu yazıyı 😀 Bütün yazıyı da resimsiz fotoğrafsız yazmışım sıkıcı sıkıcı.. gitmeden şunu şöyle bırakayım bari^^ Ahanda şu an ki tipim….

uyku

Sevgili Akiracığım bu mim sana geldi mi bilemedim ama bence yazmalısın mutlaka 🙂 Çok eğlenceli valla bak…

Haydin kaçtım ben… Jalgaaaaaaaa^^