Bu Bir Tanışma Öyküsüdür…


Öncelikle başlık atma özürlüsü bir insan olduğumu kabul etmeliyim 🙂 Dünyanın en güzel yazısını da yazsam, başına yazdığım saçma sapan başlıkla onu en tırt yazıya çevirebilme potansiyelim var, uyarmadı demeyin 😀 Neyse konudan fazla saptık, ben kimden bahsedecektim? Tanışma öyküsü de kiminle tanışma öyküsü?

Aslında twitterda beni takip edenlerin bir tahmini vardır kimden bahsedeceğime dair. Çünkü genelde insanların üstüne üstüne paylaşımlarda bulunuyorum onunla ilgili 😀 Gizemli yazmak da bir yere kadar canım, Lee Teuk’tan bahsediyorum tabii ki 😉 🙂 Gülüşüyle ikinci sırada yer alırken son günlerde birdenbire ilk sıraya yükseliveren biricik oppacım 😛 😀 (bu cümleyi içimdeki oppacı ergen kurmuş olabilir 😛 )

Öncelikle şunu belirteyim, bu yazıda sadece Lee Teuk’tan bahsetmeyeceğim. Bence sesi muhteşem olan bir genç kızdan, Charice Pempengco’dan da bahsedeceğim 🙂

O zaman önce Charice kimdir, bir ona bakalım 🙂 Charice Pempengco şu an 19 yaşında olan, muhteşem bir sese ve iyi derecede bir oyunculuk yeteneğine sahip, şirin mi şirin Filipinli bir genç kız 🙂 Ben onu ilk olarak 2009’da, televizyonda izleyecek hiçbir şey bulamamanın sıkıntısından Oprah izlerken gördüm. “Ufacık kızdan bu ses nasıl çıkar?” diye düşünerek izledim performansını 🙂 Altta eklediğim videoda, Charice’in Oprah’taki performansı ve yine bu programdaki tanıtımı var 🙂 (Yani kısacası izlediğim programın videosu var 🙂 )

 

Videoda yaşı için 15 deniyor, bu durumda program 2007 yılına ait olmalı değil mi? Ama ben 2009’da izledim 🙂 benim kafam karıştı biraz ama Charice o videoda 15 yaşında, bundan eminiz 🙂 ve 15 yaşında bir kızın sesinin bu kadar kuvvetli olmasının normal olmadığından da pek çoğumuz eminiz değil mi? 😀 O yaşına rağmen, daha önce Mariah Carey, Céline Dion gibi büyük isimlerle çalışmış olan David Foster’la çalışmaya başlamış 🙂 Aslında anlatacak çok fazla şey var onunla ilgili. Yaşı küçük olsa da o kadar çok ödül almış, o kadar çok başarılara imza atmış ki, benim ağzım açık kalıyor bazen 😀 benim anlatamadığım pek çok şeye buradan ulaşabilirsiniz 😉

Peki Glee izleyen var mı aranızda? (elleri göreyim yoklama alıyorum 😛 ) Glee’de 2. sezonda 3 bölümde görülen Sunshine Corazon adlı öğrenciyi hatırlıyor musunuz?

 

Üstteki videoda ilk kez sesini duyan Rachel uyuzunun kıskançlığını görebiliyoruz zaten 🙂 Alttaki videoda da kıskançlıktan öldüğünü ama belli etmemeye çalıştığını görebiliyoruz 😀

 

 

Peki bütün bunların Lee Teuk’la ne ilgisi var? O zaman asıl meselemize de dönelim biraz 😀 Charice’in Oprah videosunda bir Kore programından bahsedildiğini duymuş ve zıplayan Korelileri görmüşsünüzdür değil mi? Tabii bütün bunlar benden kaçmadığı için hemen kollarımı sıvayıp araştırmalar yapmaya başladım ve o programın o bölümünü bulup izledim 🙂 O programdan sonra aklımda kalan 3 isim olmuştu; biri zaten Charice…

 

 

Peki işte size video 🙂 Şimdi videoyu izlediğinizde, arka sırada en köşede ağzı açık kızı dinleyen sarışın şirin varlığı gördünüz mü? Evet evet, kendisi Lee Teuk oluyor 😀 Üzerindeki tuhaf kıyafete rağmen çok şirin olduğunu düşünmüştüm 😀

 

 

Videonun ikinci partında da Charice ve SuJu üyelerinin dans ettiği kısımlara bayılmıştım 🙂 Peki aklımda kalan diğer isim kim sizce? Peki size ip ucu vereyim 😉 Ben Super Junior’ı ilk tanıdığımda, isimlerini aklımda tutamıyordum (o kadar kalabalıklardı ki) sadece 3 isim aklımda kalıyordu: tabii ki Lee Teuk, tombişliğiyle Shin Dong ve son isim Siwon.. Peki videoda sizce hangisi dikkatimi çekmiş olabilir?? Siwon dediğinizi duyar gibi oluyorum 😉

Bu arada Charice “Super Junior’dan kimi seçerdin?” sorusuna cevaben Kyu Hyun’u seçtiğinde üzerine alınıp ayağa kalkan Yesung’ı o zaman tanımıyordum, daha yeni öğrendim ismini 🙂 (aslında Kyu’yu da tanımıyordum o zaman 🙂 ) Lee Teuk’ın dikkatimi çekmesinin bir nedeni de, Charice’le Kyu Huyun’un düetinde ağlaması oldu 😦

2007’de Super Junior üyelerinden 4’ü -Kyu Hyun, Lee Teuk, Shin Dong ve Eun Hyuk- çok ağır bir kaza geçirmişler, bu kazada en ağır yaralanan da Kyu Hyun olmuştu. Uzun süre(sanırım 6 gün) yoğun bakımda kalmış, 78 gün boyunca da gruptan uzak kalmış. Lee Teuk’ta bu kazada ağır yaralananlardan, onun da vücudundaki yaralara toplam 170 dikiş atılmış 😦 Star King programının bu bölümü de Kyu Hyun’un kazadan sonra katıldığı ilk program. Hatta videoda alt köşede kazayla ilgili görüntüler var 😦 İşte bu yüzden Lee Teuk, Kyu Hyun’un tekrar şarkı söylemesine duygulanıyor ve ağlıyor, yavrum 😦 (pek duyguludur zaten, eğer bir yerde şebeklik yapmıyorsa mutlaka ağlıyordur) Hatta kalbinin acıdığını söylediğinde gözlerim dolmuştu, şimdi izlediğimde daha da duygulanıyorum onu ağlarken görünce 😦

Bu arada videoda düet için Lee Teuk şarkı ismi söylüyor ya, aslında “A Whole New World” diyor ama “Honey World” anlaşılıyor, yavrum ingilizcen yerlerde yaaa 😀 😛 Kazayla ve Lee Teuk’la ilgili küçük bir bilgi daha: Lee Teuk bildiğiniz gibi gurubun lideri. Kazada Kyu’nun yaralandığını görünce, kendi yaraları da ağır olmasına rağmen başucuna gelerek onu sakinleştirmeye çalışmış. Hatta bu görüntüler videonun alt köşesindeki kaza görüntülerinde de var 😦 Lee Teuk lider olduğu için, bütün grubu kendisinin taşıması gerektiğine ve bunu yaparken asla zayıflıklarını göstermemesi gerektiğine inanıyor.

Peki devam edelim Charice ve Lee Teuk yolculuğumuza 🙂 Aşağıdaki uzuuuuuun (21.19 dakika) Charice’in Star King programına 3. gelişini izliyoruz. Bu gelişlerinde yine Lee TEuk ve Eun Hyuk program konukları 🙂

 

 

Videonun ingilizce alt yazılısına da şuradan ulaşabilirsiniz. Gördüğünüz gibi Charice muhteşem sesiyle yine devleşirken, Lee Teuk gidip ona sarılarak beni sinirlendirmeyi başarıyor 🙂 Diğer konuklardan ilk dikkat çekenlerse C.N.BLUE’dan Yong Hwa ve Min Hyuk 🙂 özellikle Yong Hwa’nın ağzı açık baktığı sahneye ve “Do you kow Oetoriya?” dediği kısma bayılıyorum 😀 Yong Hwa’yı dizilerde izlerken hep soğuk ve sevimsiz bulmuştum ama burada izlerken çok sevimli olduğunu düşündüm^^

Videoda, Charice ve So Hyang’ın düetinden sonra yanlarına gelip “Yanlarında durmak istiyorum çünkü bu an çok meşhur olacak. Onlarla birlikte TVde görünmek istiyorum.” diyor ya, Lee Teuk da yandan sinsice yaklaşıp sahneye dahil oluyor ya, çok tatlı yaaa 😀

Bütün bunlardan sonra bu yaz (özellikle Ramazan ve sonrasında), Super Junior ve Lee Teuk’la ilgili o kadar çok video izledim ki… Koskoca gruptan ilk tanıdığım insan oydu, hala grubun en sevdiğim üyesi o 🙂 Evet bazen saçma sapan davranıyor, aptalca hatalar yapıyor.. Ama yine de onu izlerken gülümserken buluyorum kendimi..

İşte Lee Teuk’la nasıl tanıştığımın hikayesi budur 🙂 Lee Teuk’ı aslında daha fazla tanıtmak istiyorum ama o da başka bir yazıya kalsın.. Çünkü Lee Teuk’la ilgili anlatacak çok fazla şeyim var ve bu yazı zaten yeterince uzun oldu 😀

O zaman ne diyoruz? Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.. Jalgaaaaaa^^

Reklamlar

Blogger N’lerini Seçiyor!


 

Artık seçeyim ben de değil mi? Seçeyim yani ben de artık^^ Bu mimin daha güzel olması için daha daha çok blog takip etmek lazım ama ben çok tembelim yaa..Hele bu sıcaklarda iyice tembelleştim yahu 🙂 ama halimden de memnunun hacı, işsiz güçsüz olunca böyle oldum ben napıyım 😛 😛

Neyse konuyu fazla dağıtmadan, önce mimin konusundan bahsedeyim. Başlıktan da anlaşıldığı üzere bloggerlar olarak “en”lerimizi seçiyoruz efenim^^ Hadi hep birlikte kurallara bir göz atalım 🙂

***Kurallar***

Yazının başlığı “Blogger N’lerini seçiyor!” şeklinde olmalı.. Bir bütün halinde ilerlemeliyiz. Her kategori için en fazla 3 kişi yazabilirsiniz.. (Sadece bir kategori için 5 tane yazma hakkınız var. Çoğumuzun blog açmasına sebep olan şey, kendimizi anlatmak.) Ekstradan 1 kategori daha ekleyip, seçiminizi yapabilirsiniz. Kategori açarken tercihinizi mümkünse en zeki, en güzel, en akıllı gibi şeylerden yana kullanmayın. Tamam birbirinizi tanıyor olabilirsiniz. Ama burda genel bir seçimden bahsediyoruz ve birbirimizi sadece yazılarımızdan tanıyoruz.

Yazılardan yola çıkarak sonuca varabileceğimiz kategoriler olmalı. (Kişileri rencide edecek, küçümseyecek türden kategorilere kesinlikle yer vermeyin.) Aynı kişiyi birden fazla kategoriye yazabilirsiniz. Mim yazılarınız kesinlikle okunacaktır. Yazılarınız okunduğuna dair yorum bırakılacaktır. Bir gün içerisinde yazılarınıza yorum gelmezse mail atarak haber verirseniz en doğru sonucu elde etmiş oluruz.

Yazıda adı geçen herkes mimlenmiş oluyor. Mim tarzı olan bu olayın sonunda en’leri seçmiş olacağız. Lütfen yazdığınız yazının linkini burada paylaşmayı veya mail atmayı unutmayın.

En iyi tasarıma sahip Blogger: La Fea‘nın temasını çok sevdim, hani defter sayfası gibi ya, yazıları okurken sayfa çevirme isteği uyandırıyor insanda 🙂 ayrıca sağ taraftaki kısım da böyle mantar pano gibi sanki üzerine notlar iliştirilmiş gibi (ne çok gibi dedim yaa 🙂 ) çok hoş yaa 🙂

Bir de Masal Evi‘nin bannerındaki ev çok hoşuma gidiyor. O da yakın zamanda temasını değiştirdi daha bi hoş oldu bloğu sanki 🙂

En güncel Blogger: Lee bloğunu sık sık günceller, yeni diziler hakkındaki yazılarını görürüm hep blogda 🙂 itiraf edeyim tamamını okumuyorum, önce spoiler var mı diye soruyorum, sonra okuyorum..malum tembelim ben dizileri filmleri zamanında izlemiyorum ondan sonra spoiler yiyecem korkusuyla yazılardan geride kalıyorum işte 🙂

En meraklı Blogger: Bu kategoriyi çinguların yaptığı gibi araştırmacı olarak algılıyor ve ödülü Makinosev‘e veriyorum. Sayesinde So Ji Sub’la ilgili bir sürü şey öğrendim, valla Min Ho’cuğumu o kadar yakından tanımıyorum 🙂 gerçi Min Ho’yu yakından tanımamam tamamen benim tembelliğim ve Min Ho’nun sevgili bulmuş olmasından kaynaklanan isteksizliğim yüzünden ama olsun, bahane aramayalım bu konuda…

En çok gezen Blogger: Sanırım “Aslı” Gibidir diyeceğim 🙂 bloğundaki mekan yazılarıyla falan çok geziyormuş izlenimi bıraktı bende 🙂

En çok bilgilendiren Blogger: Hikaruivy… canım çingumun dizi yazılarına bir göz atarım dizilere bakmadan önce 🙂 ama ayrıntılarıyla okuyup yorum yazmak için diziyi izlemeyi beklerim ki yazı daha anlamlı olsun benim için 🙂

Masal Evi de benim için özellikle FT. Island ve Jang Geun Suk haberlerini aldığım yerdir 🙂 Aslında özellikle FT. Island 😛 albüm haberleri olsun, Hong Ki’nin yeni dizi haberleri olsun, ilk ondan öğreniyorum ben 🙂

En çok özlenen Blogger: Miss Nefertiti ne yazıkki annesinin rahatsızlığı nedeniyle uzun zamandır aramıza katılamadı, çok özletti kendini. Umarım en kısa zamanda anneciği sağlığına kavuşur da yine güzel yazılarını okuruz 🙂

Kore Delisi de bloğu haksız yere kapatıldığı için aramızda değil artık 😦 umarım o da en kısa zamanda bu sorunları çözer ve tekrar aramıza döner.

En çok eğlendiren Blogger: Kesinlikle Hikaruivy 😀 zaten blog yazmaya başlamamın müsebbibi olur kendisi 🙂 yazılarını okurken o kadar eğlendim ki, bir de gaza geldim “ben de yapıcam banane yaaa” diye, sonunda kendi bloğumu açtım 🙂 Aramaya inanmak yazılarında gülmekten yorulduğumu söylesem abartmış olmam yani 😀 Dizilerle ilgili yazılarında da çok eğlendirir sevgili çingum 🙂

Makinosev‘in de çok eğlenceli bir üslubu vardır. Yazılarını okurken yüzümde sürekli bir sırıtma oluyor, korkuyorum yüzüm hep öyle kalacak diye 😛 😛 Bilgisayara karşı sırıtırken yakalandığım çok sevgili annemin alaylarına maruz kalıyorum ondan sonra 😀

En çok ziyaretçi gönderen Blogger: An itibariyle Hikaruivy, Masal Evi ve Makinosev 😀

En çok yorum yapan Blogger: Hemen hemen her yazımda yorumu olan Makinosev çingum ve Hikaruivy çingum bu kategoride öndeler 😀 Her kategori için en fazla 3 kişi diye kuralları hiçe sayarak My Destiny ve Masal Evi çingularımı da bu kategoriye alıyorum, onlar da sık sık yorum yazarlar sağolsunlar 😀

En çatlak Blogger: Buna Lee diyesim var yaa 😛 özellikle son yazısında anlattığı çatlak ve manyak intikam planıyla bu kategoriye uydu gibi sanki 😀

En kaçak Blogger: Bu kategoriye yazacak birini bulamadım yaa, okuduğum bloglar genelde kaçak sayılamayack bir sürede güncelleniyorlar 😀

En modacı Blogger: Bu kategoriye son 2-3 gündür yazılarını okuduğum Secret girer sanırım. Moda kategorisi altındaki yazılarını pek beğenmiştim 😀

En oppa’cı Blogger: Eveeeet işte geldik en civcivli kategorinin kazananlarını açıklamaya 🙂 Aslında hepimiz az biraz oppacıyız, Hikaruivy Song Joong Ki sevdasıyla, Makinosev So Ji Sub sevdasıyla, Masal Evi Lee Hong Ki sevdasıyla bu kategoride yer alacak isimler 😀 Hepimiz bu adamları gördüğümüz zaman, pc karşısında aşağıdaki fotoğraftaki kız gibi olabiliyoruz bazen, bence yani 😛 😛

(bu gifi Lee’nin bloğundan aldım, çok tatlı yaaa 🙂 )

Amaaaa en oppacımız Kimbapsushi‘dir bence. Twitterda dönen muhabbetlerde kime el atsak onun koruma kalkanları içerisinde çıkıyor valla 😛 neyse benim el attıklarıma bir şey demedi 😀

En filmci Blogger: Kesinlikle Winpohu 🙂 film yorumlarını okuduğum zaman o filmleri izleyesim gelir hep 🙂 Filmlerin en can alıcı repliklerini paylaşır mutlaka. Ben çok seviyorum böyle şeyleri. Bazen film izlerken hoşuma giden cümleleri not aldığım olmuştur 😀 Sanırım bu nedenle daha bir hoşuma gidiyor onun film yazıları^^

Sermin‘in film tanıtım yazıları da çok güzel oluyor 🙂 çok akıcı bir dille yazdığı yazıları okuduktan sonra filmleri hemen izlemek için can atmaya başlıyorum 😀

En öğretmen Blogger: My Destiny 😀 onun photoshop dersleri sayesinde ben de kendi çapımda duvar kağıtları, bannerlar yaptım. Çok güzel resimli dersler hazırladığı için uygulamada hiç zorluk yaşamıyor insan 😀 tavsiye ederim bu dersleri ve sevgili çingumun bloğunu takip edin 😀

En taze filiz Blogger: Kore Hayranı 🙂 daha yeni aramızda ve güzel paylaşımlarda bulunuyor 🙂

En Yeşil’ci: Sermin, Kimbapsushi, Hikaruivy, La Fea ve ShiNn_Min  😀 bu kategoriye yer vermesem olmazdı 😀

En Minoz: Harang-Besra 🙂 Min Ho sevgime ortak kabul ettiğim tek Minoz o 🙂 Min Ho’cuğum çok sevilen biridir ama insan bazen kıskanıyor bu kadar sevilmesini..işte kıskanmadığım tek Minoz Harang-Besra’dır 😀

En hikayeci Blogger: Bu kategoriye hikaye yazan bütün çingularımı alıyorum 😀 çok güzel hikayeler var, hala okumadıysanız okumaya başlayın hemen 😉 Şu ana kadar benim okuduğum ve okumakta olduğum hikayelerin yazarları Hikaruivy, Masal Evi, Lee, Makinosev ve Winpohu 🙂 yakın zamanda okumaya başlayacaklarım ise Sermin, Kimbapsushi, Astrea 😀 😀 bütün hikayeleri şiddetle tavsiye ediyorum^^

Başım ağrıdığı için aklıma başka kategori gelmiyor yaa 😦 sağlıklı düşünebildiğim bir zamanımda yazaydım yazıyı iyiydi 🙂 pc başında pinekleyerek geçirdiğim günlerin sonucunda aslında daha verimli yazılar bekliyorum kendimden ama yazamıyorum işte…Hikayemi bile yazamıyorum, 1 ay olacak neredeyse son bölümü yayımlayalı 😦

pc başından hiç kalkmadığım için annem yakında yukarıdaki ajusshinin yaptığını yapacak laptopuma 😀 bunun gerçekleşmemesi dileğiyle diyerek bu yazıyı burada bitirmeye karar verdim 😀

Daha sağlıklı zamanları daha güzel yazdığım yazılarda görüşmek üzere sevgili okurlarım 🙂 o zamana kadar, jalgaaaaaa^^

Gülüşü Dünyalara Bedel^^


Bu aralar içimdeki “oppacı ergen” pek bi aktif 🙂 nerde bi yakışıklı görse oppaaaaa diyecek diye korkuyorum 🙂 abarttım canım o kadar da değil..Ama bu yazı “gülüşü dünyalara bedel oppalar” hakkında olacak, ona göre 🙂 Oppalar dediğime göre sadece Kore’li aktörlerden ve boyband üyelerinden bahsedeceğimi anlamış olmanız gerekir 😛

Başlamadan hemen belirteyim, gülünce yüzünde güller açan kişilik denildiğinde (ki öyle bir tabir kullanmıyor olabilirsiniz 🙂 ) aklıma gelen ilk isimleri aldım yazıma. Okuduğunuzda “aaaa neden bu oppayı da almamış listesine?? pehh bu işten anlamıyo…” demeyin sonra 😛

Hazırsak başlayalım. İşte “gülüşü dünyalara bedel” yakışıklılar 🙂 Sıralama en en en en çok beğendiğimden, beğendiğime doğru gidiyor…

1) Lee Min Ho 

Tabii ki ilk sıraya Lee Min Ho’yu koymam hiç de şaşılmayacak bir şey 🙂 zamanında buralardan oppaaaaaaa diye miyavladığım bile olmuştur kendisine 😛 Seviyorum canım napayım yani..

Ama şu gülüşü kim görse aşık olur (yeri gelmişken uyarımı da yapayım “AŞIK OLMAK YOKKK!!!” hem artık sevgilisi var ühühüühüü!!!) insan bu güzelliği görünce gülümsemeden edemiyor. Gülümsemesinde farklı bir sıcaklık, herkesten başka bir içtenlik var bence. Tabii bana sevgimden öyle geliyor da olabilir 🙂 Ben bu adamı düşündüğüm zaman bile salak salak gülümsemeden duramıyorum ki 😀

Bu yakışıklı dikkatimi ilk kez Boys Over Flowers (2009) adlı dizide çekmişti. Oyunculuğu çok çok çok iyi değildi ama kötü de değildi bence (Geum Jan Di’ye katlandı sonuçta kolay değil 😛 ) Sonra rol aldığı Personal Taste (2010) de ise yanına güzel ve sevimli de olsa Min Ho’cuğuma göre acumma kıvamında olan Son Ye Jin’i vermişlerdi. Ama bu dizide de oldukça yakışıklıydı Min Ho’cuğum. Son dizisindeyse ilk dikkatimizi çeken gelişen oyunculuğu oldu 🙂 City Hunter (2011) da gerçekten döktürmüştü, yani sevdiğimden söylemiyorum 😛 Gerçekten bakışlarıyla bile neler anlattı dizide, bayıldım bayıldım 😀 Bu yeni dizilerini bitirdikten sonra biraz daha derine inebilmek için eski dizilerini izledim. Mackerel Run (2007) ve I’m Sam (2007) de izledim. Çok çok çok sevimliydi söylemedi demeyin 😀 Ayrıca sesi de çok güzeldir Min Ho’cuğumun. Bos Over Flowers’ın special albümünde My Everything adlı bir şarkısı vardır, bence mutlaka dinlemelisiniz. Hattaburaya tıklayıp hemen dinleyebilirsiniz 😀

O kadar yazmışken sevgilisinden de bahsedeyim bari üzülerek de olsa..City Hunter’da başrolleri paylaştığı Park Min Young, oppamızın sevgilisi olur 🙂 Ayrıca I’m Sam kızımızın dizisiydi ve Min Ho burada küçük bir roldeydi 😀

2) Park Jung Soo (Lee Teuk)

Gamzesine bakın ama yaa nasıl almıyım onu listeme 🙂 Aslında onu tanıyana kadar listemde ikinci sırada başka birisi vardı (şimdi kim olduğunu söylemiyim yaa) ama bu adam ortaya çıktı ve onun yerini aldı 🙂 hatta bu aralar gözü Min Ho’mun koltuğunda bana göre, sanırım Min Ho sevgili buldu diye sinir oldukça bunu daha çok seviyorum 😀

Öncelikle şunu belirteyim, Lee Teuk sahne adı ve “özel” anlamına geliyor. Ehh kendisi de pek özel sağolsun 🙂 gerçi son zamanlarda yaptığı hatayla (Star King’de yaptığı eşekliği bilirsiniz) beni sinirlendirmişti ama kulaklarını çekip uyardım onu 😛 şaka bir yana o yaptığına gerçekten kızmıştım ama o tarz saçma programlarda rayting kaygısıyla her şeyi yaptırıyorlar bu garibanlara, bunlar da sanırım şirketlerinin baskısıyla falan her denileni yapıyorlar 😦

Lee Teuk tüm dünyanın tanıdığı (sanırım abartmıyorumdur 😛 ) Super Junior grubunun lideri. Grup üyeleriyle o kadar ilgiliymiş ki birinin başına bir şey gelse kendi başına bir şey gelmiş gibi oturup ağlarmış 🙂 Zaten Heechul’un askere gitmeden önceki son sahnesi olan Inkigayo’daki performanslarından sonra konuşurken ne çok ağlamıştı (izlemek isteyenler buraya)

All About Eve (2000) , Rainbow Romance (2005) , Dream High (2011) , All My Love (2011) dizilerinde küçük rollerde göründü. Ben sadece Dream High’da izledim, çok sevimliydi. Ayrıca bir de filmde oynayacaktı ama 2007’de geçirdiği kaza nedeniyle film çekimlerine katılamadı. Fimde Kyu Hyun hariç diğer tüm SuJu üyelerini görebilirsiniz 🙂 Filmin adı Attack on the Pin Up Boys (2007) çok çok güzel bir film değildi ama çerezlik vakit geçirmelik izlenir yani 😀 Bu arada bir de radyo programı var Kiss the Radio, programı diğer bir SuJu üyesi olan Eun Hyuk ile birlikte yapıyorlar 🙂

3) Song Joong Ki

İşte size gülüşü muhteşem bir aktör daha 🙂 Aslında onu çok çok iyi tanımıyorum henüz. Sadece bir tane dizisini izleyebildim. Sungkyunkwan Scandal (2010) da harikalar yaratmıştı resmen 😀 ama benim onunla tanışmam böyle olmadı.. Sevgili çingum Hikaruivy’nin hikayesinde dünyalar tatlısı Moon Jee olarak tanıdım ben onu 🙂 Daha önce hiç izlememiş olmama rağmen hayalimde kusursuz bir şekilde canlandırabildiğim tek kişidir kendisi 😀

Şimdi yeni dizisi Tree With Deep Roots (2011) u bekliyorum merakla. Sanırım dönem dizisi olacak, d-addicts’te konusu verilmemiş henüz. Gerçi dönem dizisi olduğu yazıyor canım hatta 24 bölüm olacağı da yazıyor 🙂 28 Eylülde yayınlanmaya başlayacakmış, bekleyelim bakalım 🙂 Ama onu beklerken Obstetrics and Gynecology Doctors (2010) dizisini izlemeyi düşünüyorum. Orada da çok şeker olduğunu duydum 😉 Haa bir de Triple (2009) ve Will It Snow at Christmas? (2009) dizilerini de merak ediyorum 🙂 Diğer filmleri ve dizileri için buraya bakabilirsiniz 😉

4) Gong Yoo

Muhteşem gülüşlerden bahsederken tabii ki listeye almamız gereken en önemli isimlerden birisidir Gong Yoo 🙂 Prensimiz ne kadar içten gülüyor değil mi? Sadece gülüşüyle değil ağlamasıyla, düşünceli halleriyle, her şeyiyle muhteşem bir oyuncu gerçekten. İnsan izlemeye doyamıyor yahu 😉 Kendisini Coffee Prince (2007) te izledim ve bayıldım bayıldım bayıldım 🙂

Vakit buldukça eski dizilerini ve filmlerini izlemeye çalışıyorum. En son Finding Mr. Destiny (2010) de izledim, yine harikalar yaratmıştı. Şapşal halleri falan çok şekerdi yaaa 🙂 Onun oyunculuğunu anlatabilecek kelime bulmakta zorlanıyorum yaa, o kadar iyi ki… Hem şunun gülüşüne bir bakın yaaa, dünyalar tatlısı değil mi sizce de 😀 Gongcuların şimşeklerini üzerime çekmeden susuyorum 🙂 ve diğer dizileri ve filmleri hakkında bilgi almak isteyenleri şuraya yönlendiriyorum 🙂

5) Hyun Bin

İşte karşımızda bir gamzeli şirinlik daha 🙂 Kendisiyle ilk tanışmam A Millionaire’s First Love (2006) da oldu. Çok romantik bir filmdi gerçekten ve Hyun Bin çok sevimliydi. O da Gong Yoo gibi çok çok iyi bir oyuncu 🙂

Yakın zamanda Secret Garden (2010) da bu muhteşem oyunculuğuna hepimiz hayran kaldık zaten değil mi? Ama o zayıflığı yok muydu yaa, erimiş yavrum resmen (koca adama da yavrum dedim ya 😛 ) Yavrucak hala askerde, zaten bunlarda askerlik 2 yıl gittiler mi gelmiyorlar sanki 😦 Bugün-yarın Teukie’m de gidecek, sonra o gelir Min Ho’m gider of ulen offf 😦 Resmen asker yolu bekler olduk yaa…

Diğer filmlerini ve dizilerini henüz izleme fırsatı bulamadım. Bu aralar My Name is Kim Sam-Soon (2005) izlemeyi düşünüyorum. İzlediğim zaman belki bir yazı yazarım 😉 Diğer filmlerini merak ettiyseniz böyle buyrun 🙂

Bu seferlik bu kadar yeter mi ne?? Artık bir ikinci yazı yazarım diğer oppalara 🙂 Sevgili okuyucular lütfen yorumsuz geçmeyin, siz hangi oppaların gülüşüne bayılıyorusunuz bileyim 😀 😛 Bir sonraki yazımın oppalarını da seçtim, bunu da söyleyeyim 🙂 (yalnız oppa seçiyorum, ben hakkaten bozdum artık 😛 ) Neyse artık bir sonraki yazıda görüşmek üzere, jalgaaaaaa 😀

 

Sora Sora Bağdat Bulunur mu???


Başlık biraz zorlama oldu sanki ama bu aramaları yapan insancıklar da fazla zorlamışlar 😀 Neyse efenim, bizim bloglarda dolaşan bir mim vardı, mutlaka denk gelip okumuşsunuzdur. Bloglara gelen ilginç arama terimlerini toplayıp, bunlardan behsettiğimiz yazılar falan işte. Google ajusshiye danışan insancıklar, sonunda bizim bloglara ulaşıyorlar, tabii bunun haberi de biz adminlere ulaşıyor. Ben mimin bana postalanmasını bekleyemeden, bu ilginç aramaları paylaşma isteğiyle yanıp tutuşmaya daha fazla dayanamayıp, yazmaya karar verdim.

Benden önce çok yazan oldu ama ben ilk hikaruivy‘nin yazdıklarını okudum. Aslında ilk yazan mydestiny imiş, sonra kore delisi arkadaşım da mim haline getirmiş. En son sevgili kaktüs çiçeği yazdı bir şeyler, ben de heveslendim işte hepsini okuyunca 😀

Başlamadan önce şunu belirteyim, benim bloga gelenlerin en çok kullandığı arama terimi, açık ara farkla BigBang 😀 zaten aramalar içinde en normal terimlerden biri de bu 😀 Eveeeet, hazırsanız başlayalım….

“lee min honun kişisel özellikleri” : Neden sordun canım? Ne lazımdı sana? Böyle cana yakın, sevimli, insanları seven, ne biliyim işte..Dur dur yılışma çocuğa, ayağını denk al, bak karışmam heee >..<

“lee min ho kazancı” : Hayır bunu napıcan ben anlamadım ki? O işe mi giricen? Min Ho’nun koltuğunda gözün mü var? Kendine gel hacı!!! 😀

“lee min honun babasının resmi” : Adamın babasını arıyo bi de, gidip Allah’ın emri Peygamber’in kavliyle..Töbe töbe 😀 durun olum yaa, kendini tanıdınız babasına mı geldi sıra 🙂

“lee min ho evi” : Bunlar niyeti bozmaya başladı, evini de arıyolar. Babasını da aramışlardı zaten..Bana bakın napcanız olum Min Ho’mu, o bakmaz size ben size diyim 🙂

“lee min ho dudakları” : Bu aramayı yapan arkadaşa daha önce Hwang Tae Kyung bakışları atmış, korkmasını ummuştum..Ama vatandaş ısrarla arıyor..Hayır özellikle dudaklarını napcan anlamadım ki??? Kızdırmayın beni aaaaaaaa!!!!!

“lee min ho makyajsız” : Ay yok annem o Seda Sayan.. Lee Min Ho’nun makyajsız halini merak etmiş bi de hahahah 😀 bu vatandaş evini arayan vatandaş olabilir ama, makyajsız görmek için evini arıyoo..

“lee minho ya nasıl ulaşabiliriz” : Söylemem..Valla söylemem..

“lee min ho ile ilgili ilginç bilgiler” : Bu ne şimdi? Ne ilginçliğini gördünüz Min Ho’mun? Kırıldım valla…

“oppam benim” : Bu da klasikleşmiş bi ergen vakaası sanırım 🙂 yavrucak oppasını googleda aradığına göre, hali pek harap..Üzüldük napalım 🙂

“genç yakışıklılar” : Al sana bi tane daha niyeti bozuk 😀 hiç güleceğim yoktu, amacın ne arkadaşım 😀

“hani flashta korkunç tablo vardı sana onu bana gogle” : Pardon?? Bunun ne demek istediğini anlamadım ben yaa.. Benim 40 derece ateşli halimin çektiği mesajlara benziyo bu, ona da şifre çözücü lazım.. 😀 (kelimeleri böyle bırakıyorum artık cümle kurmak da size kalmış izlenimi veren mesajlar çekmede üstüme yoktur da, ama hastayken yaaa)

“google amca annen varmi haci :d” : Bi de sonuna gülen yüz koymuş 🙂 Allah akıl fikir dağıtırken, meşguldün heralde hacı 😀

“he çayıda ben aldım ne olacak komik video” : O ne ki yaa?? Öyle bi video mu var?? O zaman sizi youtubea alalım, burda bekleme yapmayalım. Hadi canım hadi, sağdan sağdan, ilerle….

“arkası ve onu yok olan abiye şişli de bulabilirmiyim” : Valla bilmiyorum ablacım ama bulursan bana da haber ver. Arkası ve önü olmayan abiye nasıl bir şeymiş merak ettim şimdi..

“tıklıyosun izliyorsun birsürü video” : Youtube mu? İzlesene mi? Ay valla bilemedim kardeş 😛

“gözün etrafı siyah olunca ne olur” : Ne olur? Kötü bişey mi? Dur alıştıra alıştıra söyle.. Benim de siyah oluyo sabah uyandığımda, kalemim akmış oluyo, deli gibi gece yatarken de sürdüğüm için.. Silince çıkıyo 😀 Haa ama yok başka bişey bu kesin ben hastayım diyosan, bi doktora görün derim. Bi de hazır gitmişken psikitri kliniğine uğra, hastalık hastası insanlara noluyomuş bi öğren sana zahmet…

“ergen filmleri” : Ayy hiç güleceğim yoktu.. Böyle arama mı olur laa bebe?? Öyle bi film kategorisi var mı yaa?? Ben onu filmlerle dalga geçmek için söylerdim 😀 😛

“ben kendim kendimde miyim” : Bunu google ajusshiye soracak kıvamda olduğuna göre, bence değilsin, geçmiş olsun..İlaçları aksatma, arada bir de düzelme var mı diye doktoruna görünmeyi ihmal etme e mi kuzum 😀

“avatar mavi olanlar değil izle” : hahahah 😀 böyle arayınca çıktı mı acaba aradığı film?? Bak yavrucum o filmin adı “Avatar: Son Hava Bükücü” bi de böyle dene bulamadıysan. Ama bana sorarsan hiç zahmet etme zira film berbattı vakit kaybı olur 😀

“gitsem diyorum buralardan gitsem! kimsenin beni tanımadığı, hakkımda en ufak fikre sahip olmadığı bir yere gitsem. bilmediğim şarkılar dinleyip gezsem” : Ohooo vatandaş uçmuş..Googlea edebiyat parçalıyor..Bu şarkı sözü falan mı yaa ben ilk defa burda gördüm 😀

Eveeet bugünlük bu kadar memleketimin ilginç insanlarından bahsetmek yeter 😀 Bu arada ben de tatilden 2 gün önce döndüm 🙂 tatildeyken biricik çocukluk aşkımın evlenip barklandığını öğrendim, yıkıldım… Hani böyle olmayacaktı, hani biz kavuşacaktık, hani aşk tesadüfleri severdi?? olaylar olaylar… Neyse saçmaladım yahu, yazıyı bitirme zamanım gelmiş demek ki 😀

Yeni yazımda görüşmek üzere sevgili okur 😀 okuduğun için sonsuz teşekkürler 😀

Yapılacaklar Listesi~^^


Herkesin artık bildiği üzere yarın yani 9 Temmuz Cumartesi benim için büyük gün..6 aydır hazırlandığım ama garip bi şekilde hala hazır olmadığım sınava girecem ve yine garip bi şekilde ne yapacağımı bilmiyorum..

Neyse, işte yarın akşamdan itibaren özgür olacağım için, kendime bir liste yapayım dedim 😀 İşte uzuuuuuuuuuuuuun listem. Sadece yarın yapacaklarımı yazdım 🙂

  1. En az 1 tane film izle, tercihen komedi.
  2. Greatest Love en az 2 bölüm izle.
  3. City Hunter’a başla, tercihen 3-4 bölüm birden izle.
  4. Mutlaka bir kitaba başla, tercihen macera yüklü gerilimli birşeyler 🙂
  5. Kardeşinle vakit geçir hatta mümkünse filmi onunla birlikte izle.
  6. Annene artık yardım et.
  7. Uzun zamandır uzun uzun konuşmadığın kanaryanla daha çok vakit geçir (sadece “Şakir naber??” sayılmaz 😛 )
  8. Koreli çingularına mail at, sınavın ne berbat geçtiğini onlarla da paylaş.
  9. Twitter’a karamsar cümleler karala.
  10. Sonra twittera iyi bişeyler de yaz.
  11. Üzerinde KPSS yazan herşeyi gözünün göremeyeceği elinin ulaşamayacağı uzaklıklara kaldır!
  12. Sınavın nasıl geçtiğini soran insanlara “Fena değildi” diye cevap verirken, aslında “Sanane kardeşim alla allaaaaa” demek istediğini hissettirecek bakışlar at.
  13. Sonra bu insanların aslında senin iyiliğin için soruyor olabileceğini (hatta olduğunu) düşünüp onlara gülümse ama bir yandan da “Sormayın arkadaşım moralimiz bozuk işteeee…” der gibi bak…
  14. “Vaaay City Hunter ne heyecanlıymış olum yaa ben bugüne kadar nasıl oldu da izlemedim??” diye evdekilerin kafasını şişir.
  15. Annene sabaha kadar Dok Go Jin anlat, hatta arada onun gibi gül.
  16. Ortalıkta asık suratla nemrut nemrut dolaş, sonra Dok Go Jin gibi gülmeye devam et.
  17. Bütün bunları aynı gün içinde yaptığın için sana delirmiş gözüyle bakan aileni delirmediğine ikna etmeye çalış. (büyük ihtimalle özellikle abini ikna etmen gerekecek 😛 )
  18. Hikayenin ilk bölümlerini tekrar oku, 6. bölüm için aklından geçenleri yazmaya çalış.
  19. Yeni bir hikaye okumaya başla.
  20. Pazar günü için yapılacaklar listesi hazırla 😀

Eveeeeeeeeet işte yarın akşam yapacaklarım. Listemi okuduysanız teşekkür ederim. Twitterda kimseyi terslememeye söz veriyorum 😀 sadece evdekileri bi de komşuları terslicem 😀 😛 ahhaaaahahaaaaa (Dok Go Jin smile 😛 )

 

bak aklıma ne geldi yaa :D


Bugün Twitter’da takılırken Mydestiny‘nin yazdığı bi tweet dikkatimi çekti. Jensen Button için bir zamanlar deli gibi takip ederdim yazmıştı. Ben de cevap olarak Kimi Raikkonen’i takip ettiğimi yazdım. Alonso vardı, Şumi vardı falan diye gitti muhabbet.

Neyse konu bu değil aslında, konu şu…Bazen zevklerim o kadar hızlı değişiyoki ben bile takip edemiyorum 😀 Sonra dedim ki kendi kendime “Yaa yaz bakayım neler değişmiş sendeee??” İşte yazıyorum bakalım neler değişmiş bende.

F1 ve F1 Racing dergisi:Tam bir sene boyunca tek bir sayısını bile sektirmeden aldığım tek dergiydi. Bir dönem gerçekten çok meraklıydım yarışlara falan ama artık ilgimi tamamen kaybettim. Üniversitede 1. sınıftayken elimde bu dergiyle kampüste gezip, boş bulduğum her yerde oturup okurken, sanırım dikkat çekiyordum. Hatta beni öyle tanıyan sınıf arkadaşlarım olmuş, sonradan itiraf etmişlerdi 😀 Şimdi mi? Şimdi hangi pilot hangi takım için yarışıyor, en son hangi GP yapıldı, kim birinci oldu, o GP’de pol pozisyonda kim başladı, bu soruların anlamı neydi hepsini unuttuuuuum gittiiiiii 😀

Tenis:İşte yine sadece bir dönem için meraklandığım bir spor dalı. Raket aldım, renkli tenis topları aldım, Hülya Avşar’ın topuklu botlarından aldım (şaka şaka 😀 ) Neyse ihraç fazlası (!) espri yapmadan konuya devam edelim. Aslında bu kadar alışverişin sebebi son sınıfta aldığım seçmeli tenis dersiydi ama ders dışında tenis oynamadığım yetmezmiş gibi derste de iki kere oynadıktan sonra sıkılmıştım 😀 Şimdi tenis raketim çantasında odada asılı duruyo, arada tozunu alıyorum pis kalmasın diye, öyle işte 😀 Neyse ki o derste sadece iki kere oynadığım tenis, dersten geçmemi sağladı da bi de onunla uğraşmadım 😀

Futbol ve Beckham:Bunu izlemeye meraklıydım yaa. Aslında bu merakta Beckham etkiliydi. Manchester United maçlarını hiç kaçırmazdım, sonra da Real Madrid 😀 Hatta o derece ki Beckham Real’e transfer olurken ne kadar para kazandı, 7 olan forma numarasını neden 23 le değiştirdi, en iyi vuruşları, attığı goller, hepsini bilirdim… Hatta kitabı vardı onu bile okumuştum. Ama şimdi bi sorun bana Beckham ne yapıyor onu bile bilmem, ilgimi kaybettim azizim 😀

Benjamin McKenzie: The OC’yi bilir misiniz? Cnbce’nin bir dönem en çok izlenen dizilerinden biriydi. 4 sezon sürmüştü ama sadece 3ünü izlemiştim, son sezonu yayınlanırken üniversitedeydim izleyemedim (bahaneye bak sanki esir kampındaymışım 😀 ) Neyse izlemeyenler için biraz bahsediyim: Orange County’de yaşayan zengin bir kesim var, işte bu kesimin ve ailesinin yaşamlarını anlatıyor.  Bu ailelerden Cohenlerin yanına Ryan diye bi varoş çocuğu gelir, bu hayata ayak uydurmaya çalışıyor. Burda Marrisa ile tanışıp ona aşık oluyor. Bir olaylar bir olaylar 🙂 Ya daha ne anlatıyım ki aslında güzel diziydi ama Kore dizileriyle tanışınca ilgim tamamen onlara kaydı ve bu dizinin son sezonunu izlemeyi unuttum 😀 😀 Müzikleri çok güzeldi dizinin hatta çoğu grup bu diziyle kendini tanıtmıştır. Haaa bi de diziyi izlediğim dönemde youtubeda videolarını izleyip izleyip kota aşımı nedeniyle yüklü bir fatura ödetmiştim bizimkilere 😀

Facebook’taki oyunlar:Farmville, Cityville ve türevleri 😀 geçen yıl bayaa bi oynadım hatta 4 ay önce de oynuyodum. Ama bu aralar çok sıkıldım onlardan, yeni ufuklara yelken açtım 😀 yaza bakarsınız yine başlarım oynamaya hiiiiç belli olmaz yani:D

Türk dizileri: Aslında bu konuda bende bi değişiklik yok sanırım yaa. Ama yine de yazmak istedim işte. Bugüne kadar sonuna kadar hiç sektirmeden her bölümünü izlediğim bir Türk dizisi yoktur. En uzun dayandığım diziyi 30 bölüm falan izlemişimdir ki bizim diziler en az 70 bölüm sürer bilirsiniz. Uzatırlar da uzatırlar konuları, sarkıtırlar da sarkıtırlar… Haa ama final bölümlerini mutlaka izlerim, bi bakarım nasıl bağlamışlar sonunu diye 😀 Bir de Türk dizilerini genelde reklamlarından takip ederim. Mesela “Yaprak Dökümü” böyle reklamlarından takip ettiğim bir dizidir ama final bölümünü izlemiştim 😀 Ezel’i bile izlemedim sonuna kadar yaa, yani finalini tabiki izledim ama arada çooook bölüm var izlemediğim 😀 😀

Kabak Dolması:Şimdi bu ne alaka demeyin, bir zamanlar en sevdiğim yemekler arasındaydı çok sevgili dolma bey 😀 Ama şimdi sevmediğim yemekler arasında yer almaya başladı. Ondan da sıkıldım yani 😀 Bu aralar en sevdiğim yemek ramen 🙂 ondan ne zaman sıkılırım ya da sıkılır mıyım bilmiyorum 😀

Böcekler:Evet evet böcekler. Araştırırdım bunları falan, sonra evdekilere “biliyo musunuuuuuz peygamber devesi şöyle yaparmış, örümcek de bunu dermiş (dermiymiş) sonra değişik böceklerin fotoğraflarına bakardım internetten 😀 aslında bu merak nası başladı biliyonuz mu? Lise sonda aldığım biyoloji dönem ödeviyle, bir ödev hazırladım ki hocanın ağzı açık kaldı la 😀 ayrıntı ayrıntı kendi merakıma ne varsa araştırdım. Ama şimdi ne böceklerle ilgileniyorum ne de o zaman yaptığım araştırmaları hatırlıyorum 😀

Yaaa aslında daha neler vardır da nasıl anlatcağımı bilemediğimden yazmadım 😀 müzik zevkim de değişti bak, artık hep Kore şarkıları dinliyorum 😀 bir ara sadece ingilizce dinliyordum sonra geçen aylarda sadece Türkçe dinlemeye başlamıştım, ondan sonra da Korece’ye geçiş yaptım ve artık yerimi çok seviyorum 😀

Neyse hacı ben daha fazla uzatmıyım zaten çok sıkıcı da bi yazı oldu 😀 sabredip okuduysanız sağolun valla yaa:D

Ben bi çay içip anayasaya boğulmaya gidiyorum. Arkamdan ağlayın yaa 😀