Bu Aralar Bende Ne Var…


Bende ne var derken, yazı yazmama engel olacak ne var demiyorum 🙂 Yazamıyorum nedense yaa içimden gelmiyor pek.. Neyse kendimi biraz biraz açmaya çalışıcam yeniden. Yazmam lazım ama değil mi 🙂 Bu yüzden bugün oturdum bilgisayarımın başına ve izlediğim, dinlediğim, okuduğum ne varsa yazmaya karar verdim… Hadi başlayalım o zaman 😀

I_Hear_Your_Voice-0001Ne İzliyorum:

I Hear Your Voice (dizi)

Bu diziye yeni başladım. Daha bir bölüm izledim ama umut vaad ediyor bence. Peki madem beğendim neden bir bölüm izledim. Hemen cevap vereyim, çünkü henüz sadece 10 bölümü Türkçe’ye çevrildi. Şimdi oturup da la olum öteki bölümde nolcak acabaaaa diye beklemek istemiyorum 🙂 O yüzden de çevrilen bölümleri yavaş yavaş tüketmeyi düşünüyorum.. Dizinin konusundan da kısacık bahsedeyim. Jang Hye Sung (Lee Bo Young) bi avukat ama çatlağın önde gideni, avukatlık da pek umrunda değil gibi. Masum olma olasılığı neredeyse sıfır olan sanıkları savunuyor ama aslında savunmuyor bence. Mahkemede konuşma şekline falan bittim ilk bölümde. Cha Kwan Woo (Yoon Sang Hyun) da bi avukat ama işine çok daha bağlı. Eski polis bu arkadaşımız ve çok ciddi. İlk bölümde pek göremedim kendisini ama başroller arasında olduğuna göre ilerleyen bölümlerde 3 saniyeden fazla görürüm bence 🙂 Bu iki avukat dışında bir de liseli bi gencimiz var: Park Soo Ha (Lee Jong Suk). Kendisi sıradan bi lise öğrenci değil, insanların ne düşündüğünü duyma yeteneğine sahip. Çok da tatlı eşek sıpası, gerçi estetiği biraz abartmış gibi geldi gözüme ama çok takmayın bence 😀 Sonracıma efenime ne söyliyim bu üçü bir araya gelip suçla mı savaşcaklarmış, suçlanan masumları mı kurtarcaklarmış öyle bişey. Daha izlemedim bilmiyom ama siz izlemeye başlayın bence.

Happy_sailor_moonSailor Moon (anime)

Şu animeyi elli kere izlesem yine baştan izlerim hacı o kadar diyorum. (Bu gifler önceden hareket ediyodu bu niye mal gibi duruyo? Neyse siz bi tıklayın hareket ediyo o ben görüyom siz de görebilirsiniz.) Neyse canlarım Sailor Moon’u bilmeyen mi var. Tsukino Usagi animemizin baş karakteri ve Ay Savaşçısı. Kendisi sakar mı sakar, şaşkın mı şaşkın bi orta okul öğrencisi. Sürekli düşüp durması, ağlaması beni benden alıyor. Usagi bir gün Luna isminde bir siyah kediyi yaramaz çocukların elinden kurtarıyo ve kedinin alnındaki yara bandını çıkarıp ay şeklindeki işaretinin ortaya çıkmasını sağlıyor. Bundan sonra sevimli kedicik konuşmaya başlıyor ve Usagi’yi Ay Savaşçısı’na dönüştürüyor 😀 Chiba Mamoru da animemizin ilahı, aşık olunası yakışıklısı arkaaşlar. Kendisi Smokinli Şovalye olur, ayrıca Usagi’nin aşkıdır (tabi bizim de) Ya ben bütün karakterleri tanıtamıcam şimdi izleyin bence. Şöyle kısaca isimlerini yazim geçiyim bence Mizuno Ami – Merkür Savaşçısı, Hino Rei – Mars Savaşçısı, Kino Makoto – Jüpiter Savaşçısı, Aino Minako – Venüs Savaşçısı.. Aaaay yiter daha yazamicam izleyin 😀 Haa bide ek bilgi vereyim, “Sailor” kelimesi Japonya’da yaygın olan kız okul üniformalarının stilinden geliyürmüş 🙂

204772_2Ne Okuyorum:  Harry Potter ve Melez Prens

Kitaba bugün başladım gençler. Heyecanla okuyorum şu an. İlk 5 kitabı okuduğum gibi aynı ritüele uyarak okumayı düşünüyorum. Ritüelimi bilmeyenler için kısa bir açıklama yapayım hemen: kitap biter film izlenir (gerçekten kısa bi açıklama oldu). Harry Potter’ın konusunu, karakterlerini hala bilmeyen varsa gitsin kendini intihar etsin yöntemi ona kalmış ben karışmıyorum. Harry Potter bilinmez mi arkadaşım sen daha ne yaşıyon bu dünyada sen sen ne yapıyon sen?!!!! Neyse tamam atarımı yaptım bu konuyu kapatıyorum. Ben sadece filmini izledim (hatta son filmi bitmesin diye hala izlemediğim doğrudur). Kitapları benim öğrenci harçlıklarım için çok pahalıydı, korsanını da almak istemediğim için alamamıştım. Kısmet mayiş aldığım zamanlaraymış. Bütün seriyi aldım kaptım okuyorum işte böyle para olunca saadet de var gençler naapcaaanız 😀 Okumayan varsa bak filmini izledim okumama gerek yok iyen varsa kakın gidin alın kitapları okuyun. Kesinlikle çok fark ediyor. Ben mesela 3. film olan Azkaban Tutsağı’na lanet ediyorum şu an hiç de yapamamışınız pislikler beeee şeklinde… Neyse işte alın okuyun beni sinir etmeyin 🙂

2368-Isaretİşaret (Gece Evi #1)

Buna da dün başladım gencolar. Evet artık aynı anda iki kitap birden okuyabiliyorum (hatta vikitap hesabıma girip bakarsanız şu an 5 kitap birden okuyorum göyası elleşmeyin bana okuyom ben!!). Bu seriyi geçen yıl almıştım ama ancak bu yaz başlayabildim. Urfa’da yaşadığım için kitapları oraya götürmedim, malum 7 kitap biraz ağırcana oluyor. Gerçi şu an yayınlanmış 10 kitap var (oku baba oku bitmez bu yaz). Serinin kitaplarını bir çırpıda şaşırmadan sırasıyla sayanlara sürprüzlü ödül vercem hadi bakalım 😀 Neyse efenim kitabın konusuna acık değineyim. Zoey 16 yaşında bir lise öğrencisi. Bir gün İz Sürücü denilen bir vampir tarafından işaretleniyor ve ölüme mahkum oluyor. Ölüme dediysem öldükten sonra vampir olacak zaar daha oralara gelmedim 🙂 İz Sürücü’nün Zoey’i işaretlerken söylediği sözler çok hoşuma gitmişti dur yaziyim hemen.. “Zoey Montgomery! Gece seni seçti; ölümün doğuşun olacak. Gecenin sesine kulak ver. Kaderin seni Gece Evi’nde bekleyecek.” İşte bu şekilde işaretlendikten sonra Gece Evi denilen vampir okuluna yerleşmek gerekiyor. bu kitap da sanırım vampirlere farklı bir yaklaşım getirecek bilmiyorum daha yeni başladım. Güzel bi seri olduğu söyleniyor. Yakın zamanda abim okudu. Ondan önce de Eva okuduğunu söylemişti, hatta kitapları bi çırpıda sayabiliyor 🙂 Okuyun!!

Ne Dinliyorum:

EXO-M – What Is Love linkini atim de şöyle dursun belki dinlemek istersiniz (https://www.youtube.com/watch?v=7PMRe4k3OSw) Şimdi bildiğiniz gibi EXO grubu M ve K olmak üzere iki alt gruptan tek bi bütün oluşturan mucizevi bir gruptur. Ben What Is Love şarkısının özellikle Çince olanını seviyorum, kelimelerinin söylenişi falan o kadar güzel akıyor ki insanın kulağında 🙂 Kim ne derse desin Sehun’a biterim ben arkadaş.. Hele o karavan mı ne onun camından sarktığı bi kısım var klipte aneeeem ne datlu bişey o 😀 Yeni albüm çıkmış olsa da ben inatla bu şarkıyı dinlemeye devam ediyorum banane…

EXO-K – Peter Pan aha bu da yeni albimden olsun bunu da çokça dinliyorum link de veriyim (https://www.youtube.com/watch?v=5FK8tN5Vv3g) Tabi bu albümden Wolf da çok sık dinliyorum ama bu şarkıyı da en çok beğendiklerim listesine ekledim ben canlar 🙂 Dinleyin siz de seveceksiniz bence.. (piteopaen diyişlerine kurban öhöm öhöm)

Sanırım son günlerde sadece EXO dinliyom 🙂 Yeni gözdelerim ama napim olsun o kadar…

Ne Yiyip Ne İçiyorum: (amaaaaan bundan banane demeyin okuyun)

Doğadan A, C, E Vitaminli Yeşil Çay 44_low

Bunu geçenlerde markete gittiğimde bi denemek için aldım çok hoşuma gitti. bundan başka bi de Ginkgolu aldım ama onu henüz denemedim. Bu yandan gördüğünüz arkadaş çok güzel portakal kokuyor. Yeşil çayda farklı kokuları, aromaları çok sevdiğim için belki de beğendim bilmiyorum. Daha önce Doğadan’ın Ballı Yeşil Çay‘ını çok içerdim çok da severdim. Bir arada Lipton’un Tarçınlı ve Elmalı olanlarını almış onları da çok sevmiştim. Bence bi denemeye değer. Böyle değişik yeşil çayları sever misiniz bilmem ama 🙂

images (2)Eti Lifalif Yulaf Ezmesi

Urfa’da sabah erken dersim olduğu günlerde bir bardak sıcak süte iki yemek kaşığı yandaki arkadaştan karıştırıp kemiriyordum arkadaşlar. Tadı çok hoşuma gidiyordu. Tipi sanki talaş gibi ama tadı güzel yaa haksızlık etmeyim 🙂 Özellikle sabah 6’da kalkıp 6.5’ta derse giden bir insan için bulunmaz bi nimet litfen 😀 Şimdi evime geldim ama gelir gelmez yine marketten aldım arada canım isteyince yiyorum. Hakkaten sevdim olum niye inanmıyonuz yaaa…

Neyse yedim, içtim, okudum, dinledim, izledim… Arada anlatmama gerek olmayan bazı fizyolojik şeyler felan yaptım 😛 Yazı da pek uzun oldu en baştan kontrol edemicem şimdi imla hatalarımı falan.. Varsa yüzüme vurmayın içinize atın olur mu başım dönüyo zaten 😀 Ay beynimi de aldırdım galiba en son ne zaman uyuduğumu hatırlamıyom…

Gidiyom ben… Ja ne 🙂

Deniz Güneş Tatil Dedik.. Ama….


images (1)Bak dün yazı yazmıştım bugün yine yazıyorum 🙂 Açıldım açıldım taam oldum ben artık 😛 (bana sama diyeceeniz bundan sonra Hayal-sama)

Neyse bugün Yalova’ya geldim bebişlerim hani hava da sıcak ya.. Dedik Ramazan öncesi bi tatil yapalım biraz deniz biraz güneş iyi gelir. Hava sıcak deniz soğuk serinleriz iyi gelir de dedik..

Buraya kadar herşey çok güzeldi 🙂 İşte hesaba katmadığım küçük ayrıntı burada kendini hatırlattı. Ben dengesiz ve tuhaf bi insanım 😀 Bu ufak ayrıntıyı her seferinde nasıl da unutuyorum hayret.. Neyse efenim benim tuhaflığımın bir parçası olarak tuhaf tuhaf, pek kimsede olmayan hastalıklarım da var tabii. Mesele de işte bu hastalıklar sayın okuyucularım 🙂

soguk-alerjisi-abbieYazımın burasında size soğuk alerjisi diye bir şeyden bahsetmek istiyorum. Soğuk alerjisi; soğuk bir şeye temas sonucu, temas eden yerin kabarıp şişmesi, kızarması ve kaşınması durumu diyebilirim kısaca. Tıbbi adı soğuk ürtikeri olan bu saçma sapan alerji türüne sahip olan kişinin soğuk şeylerden olabildiğince uzak durması gerekiyor. Çünkü soğuk bir şeye temas eder etmez başlayan kızarma ve kaşıntı, temas eden bölge birden ısınırsa daha da kötü hale geliyor. İşin kötüsü bu alerji sadece vücudun dışını değil içini de etkiliyor. Örneğin soğuk bir şey yenildiğinde ya da içildiğinde boğazda, dilde ve dudakta şişme oluyor. Çok şiddetli alerjilerde boğaz şişmesi sonucu nefes kesilebiliyormuş. Ya da hipotansiyon yani kan basıncının ani düşüşüne neden olabiliyormuş. Hipotansiyon da bayılmaya neden olabiliyormuş… 😦

abbie-soguk-alerjisi(1)İşte bu tuhaf alerji bende var benim canlarım. Neyse ki çok ciddi şeyler yaşamadım şimdiye kadar. İşte bugün de denize girince ellerim kabarmaya, kollarım bacaklarım kaşınmaya başladı. Denizde çok fazla kalmadım, en fazla yarım saat durmuşumdur heralde. Kaşıntı artınca çıktım hemen. Eve gelip duşa girdiğimde bacaklarım ve kollarımda kızarıklıklar vardı. Bu yüzen duşta fazla sıcak suya girmedim. Şu an denizden çıkalı 1-1.5 saat kadar oldu kızarıklıklarım yeni geçti. Kaşıntım hala geçmedi. İşin kötüsü soğuk su içemiyorum. Normalde de çok soğuk su içemezdim zaten ama dondurma da yiyemiyorum fazla. Eskiden kışın bile ne güzel dondurma yerdim ben ama şimdi çok fazla yiyemiyorum. Dudaklarımın iç tarafı ve dilimde kabarıklıklar oluşuyor. Kendi kendine yavaş yavaş ısınmayla bütün kaşıntı kızarıklık geçiyor tabii 🙂

Soğuk alerjisiyle ilgili internette bi araştırma yapayım dedim şöyle bi haber buldum (hatta bu haberdeki fotoğrafları kullandım ehe). Soğuk alerjisinin en uç seviyesi heralde budur. Çok ilginç hastalıklar var dünyada. İnsan hiç soğuğa temas etmeden nasıl yaşamını sürdürebilir ki..

Neyse ben gidiyom tatilimin geri kalanını tv karşısında geçirecem. Hadi görüşürüz 🙂

Kafamda Dönenler


Bi önceki yazımda da rüyamı anlatmışım.. Yine garip bi rüyayla karşınızdayım 🙂 Hiç vakit kaybetmeden yazıyorum yoksa unutacam gidecek gül gibi film imkanı.

Şimdi öncelikle normal bi evdeyiz. Esmer uzun boylu bi çocuk var. Saç modeli Teuk’ın saç modeli gibi ama daha koyu renkli. Bi de sarışın bi kız var. Saçları kulaklarının altında küt böyle sevimli sürekli gülen bi kız. Biz bu kızla ellerimizde oyun kolu, hani şu üstünde bi sürü tuşları olan Playstation oynanan oyun kolları var ya (tanımlamaya öl bit) kocaman bi ekran karşısına oyun oynuyoruz. Çocuk da kalkın artık diye bize söyleniyo. Bu böyle söylenirken dışarıdan bi gürültü geliyor. Böyle sanki bomba patlamış gibi. Hemen dışarı koşuyoruz. Garip görünümlü asker kıyafetli adamlar var etrafta. Ellerindeki silahlardan ateş çıkıyor böyle mangal yakmak için kullanılan alev tabancaları gibi. Bayaa bildiğin savaş çıkmış biz içerde oyun oynarken. Asker dediğim adamlar da adam gibi yani insan gibi görünmüyolar pek. Üçümüz böyle aramızda konuşup neler oldduğunu anlamak için ayrılmaya karar veriyoruz.

Gizli bi örgüt gibi bi şeye üyeymişiz hepimiz. Dövmelerimiz falan var. Çocuğun kolundaydı dövme, sarışın kızın belinde, benim de sırtımda. Dövmenin şeklini de anlatayım hemen: üçgen şekline benziyordu. Her köşede farklı bir şekil vardı. Alt köşelerde sol tarafta aleve benzer bi şekil vardı, sağ tarafta kurt şekli gibi bir şey vardı. Üst köşede de benim dövmemde tavşan resmi vardı, kızda koyun resmi vardı, çocukta da erderha vardı sanırım. Tabiki bunlar çin burçlarıyla felan ilişkili hep 🙂 Anladığım kadarıyla kız benden küçüktü biraz da şımarıktı. Üstü kirlendiği zaman falan sürekli söyleniyordu.

Neyse ben bu ikisinden ayrıldıktan sonra duvar diplerinde falan saklanarak tuhaf görünümlü bi binaya geldim. Her yerde asker görünümlü adamlar insanların üstünü falan arıyolar bazılarını öldürüyolardı. Kaçarken bikaç insanın da hayatını kurtardım. Çocuklar falan vardı saklanan. Çok değişikti her yer. Yıkık döküktü sokaklar falan. Neyse işte ben o dediğim tuhaf görünümlü binaya girerken dövmemi falan kontrol ettiler. Bana tavşan diyodu herkes, kimse ismimi söylemiyodu. Hatta bu konuda kızın şikayetleri çok komikti “Tabii sana da koyun deseler çok hoşuna giderdi eminim!” askjaldkjaldkjalk ne çok şikayet ediyodu..

Bütün ayrıntılarını hatırlayamıyorum ama biz dövmeli gençler olarak fantastikmişiz. Bakın rüyamda fantastik oldum siz olamadınız en çok ben biliyom bana soracaksınız (Hilmi)!! Neyse devam edeyim dur 🙂 Ben bi sürü yabancı dil biliyodum ingilizce, fransızca, korece, japonca… Ay çok hoştum bide özel gücüm vardı insanların düşüncelerini okuyodum (bana sorsalar bunu seçer miydim hiç bilmiyom şu an 🙂 ) İyi de dövüşüyodum haa 🙂 Bütün ayrıntıları hatırlasam aslında çok güzeldi rüyam valla bak. Haa bide bu binaya girerken bi kapıdan geçtim örümcek ağları falan vardı iğrençti… Sonra sarışın kız geçince yarım saat bağıra bağıra söylenmişti üstü başı ağ oldu diye :’)

En son biri bana tavşan yerine rabbit dedi diye adamın kolunu büküp ismimin Türkçesini tercih ettiğimi söyledim. Sonra çocuk gelip adamı elimden kurtardı beni sakinleştirdi. Sonra biz plan falan yapmaya başladık.. Sonra daaaa telefonum çaldı uyandım meğerse kardeşim eve gelmiş kapıyı çalmış duymamışım 🙂 Fantastik buraya kadardı genşler hadi dağılın şimdi 😀 Böyle de fotoğrafsız şeysiz sıkıcı bi yazı yazdım ama napim bu var elimde şu an…