Tembel Yazarınız Plaj Havlusundan Bildiriyor


Eveeeet başlıktan da anlayacağınız gibi, bu tembel kız nihayet tatilde 🙂 Bayramı fırsat bilip kendimi Yalova’ya attım hemen. Tatil yapamadan, denizi görmeden Şanlıurfa’ya gitmek iyi olmayacaktı. Gerçi tatilin bir kısmı bayramlık misafirlerle geçti ama bu misafirlerden biri küçücük bir bebek olunca pek şikayetim olmadı doğrusu..

Bayramın üçüncü günü deniz sezonunu hayırlısıyla açtım 😛 Hatta donma tehlikesi bile atlattım.. Tuhaf olduğumu söyleyen herkese yüksek müsadelerinizle seslenmek isterim: haklısınız canlarım haklısınız 🙂 Kardeşimle birlikte girdiğim denize, adam zerre üşümezken ben titredim hatta hiç utanmadım bir de dudaklarımı morarttım, ellerimi ayaklarımı uyuşturdum… Sudan bir süre daha çıkmasaydım Jack gibi suyun dibini boylayacaktım sanırım 🙂 Hatta bizim sitenin iskelesinde denizin yüksekli benim belimde oluğundan suyun dibini de boylayamazdım ağız tadıyla, öyle garip bir şey olurdum ben size söyliyim 😀

Ertesi gün korka korka girdiğim denizden dakikalarca çıkmak bilmedim, bunu da not düşelim lütfen 🙂

Peki bu tatile sadece bunları mı yaptım?? Tabii ki hayır 😀 Bilgisayarımı da yanımda götürdüğüm için ve VINN’ımdaki 8gb kotayı kullanmak için 25 ağustosa kadar vaktim oluğu için, sınırsız denebilecek kadar internetim vardı. Boş durmadım hemen sömürdüm 🙂 Dizi izledim bol bol…

Önce How I Met Your Mother‘ın ilk sezonunu izleyip bitirdim. Gerçekten izlemekte geç kaldığım bir dizi. Çok çok eğlenceli, romantik, hatta yeri gelince hüzünlü bir dizi. Şu an bu yazıyı okuyan herkes eminim bu diziyi çoktan izlemiştir yaa^^ Neyse yine de tanıtımı elden bırakmamak lazım.. Şimdi efenim dizide bir Barney var… Var yani var 🙂 Allahım nasıl manyak nasıl tatlı nasıl şerefsiz bir insan… İki muhteşem sözü var bu adamın başka bir yerde duysam görsem aklıma o gelir: “Suit up!” ve “Legendary” 😀 Adam söylemeyince rahat edemiyor vesselam. Sonra Ted Mosby var. Bayılıyorum bunun romantizmine, evlilik için yanıp tutuşmasına. Sürekli hayatının kadınını, ruh eşini arayıp duruyor. Bu arayışlar sırasında hayatına Robin giriyor. Fazla spoiler vermiyim (iç ses: ne spoilerı canım herkes izledi bir sen kaldın zaten!!) Robin haber spikeri, özgürlüğüne düşkün, daha ne desem Ted için çok uygun birisi. Biraz daha anlatırsam ilk sezonunun finalinde de şu oldu derim o yüzden bu kadar Robin yeter. Bunlardan başka bir de Marshall ve Lily var. Ted’in ev arkadaşları (burada iki elimle hani şu kafamızın yanında yaptığımı tırnak işareti var ya ondan yapıyorum). Bu ikisi uzun yıllardır sevgili, evlenmeye karar veriyorlar falan. O kadar sevimli ve kıskanılası bir çift ki, izlerken her seferinde ooouuuvvvvvvv sesi çıkarıyorum tatlılıklarına 😀

Neyse anlatmıcam yaa izleyin siz izleyin. Dünya üzerinde izlemeyen bir insan kaldıysa ve ona bir faydam olduysa ne mutlu bana 😀

Tabi bu diziyi ün izlemiştim. Bugün dizinin ikinci sezonu yerine bir anime izleyivereyim dedim. Şöyle kısa bir şeyler aradım. İstediğim öyle eğlenceli, sevimli ilişkiler içeren bir anime istemiyordum. Biraz gerilim yüklü, tuhaf hikayeleri değişik varlıkları olan bir şeyler arıyordum. Sonunda Another‘ı buldum. İzlediğim animeler içerisinde en ilginçlerinden birisi diyebilirim Another için 🙂 Çok kısa konusundan bahsedicem sadece, izlemek için ayrıntılı bilgiye ihtiyaç yok çünkü. Hatta ne kadar az bilirseniz o kadar iyi olur belki 😀

Bir orta okulda, 3-3 sınıfında Misaki adında bir öğrenci varmış. Yani 26 yıl önce varmış. Okulda öğretmenleri ve arkadaşları tarafından çok sevilen birisiymiş. O sene okula başladıklarında, Misaki ölmüş. Herkes şok olmuş tabii. Arkadaşlarından biri, onun ölmediğini aralarında olduğunu söylemiş. Bunun üzerine mezuniyete kadar, Misaki aralarındaymış gibi davranmışlar. Hatta sene sonunda mezuniyet töreninde ona da yer ayırmışlar. Buraya kadar her şey çok güzel değil mi? Ama hikaye burada bitmiyor, hatta her şey daha yeni başlıyor 🙂 Misaki’nin ölümünden tam 26 yıl sonra, Sakakibara Kouchi adında bir öğrenci, aynı sınıfa transfer olur. Bundan sonrası olaylar olaylar… Kısaca izleyin efenim 😀 Ben bugün 9 bölümünü soluksuz izledim, yarın bitiririm sanırım^^

Güncelleme: Alt tarafa animenin açılışını ekledim. Ne kadar ilginç olduğunu görebilesiniz diye 😀

Güncelleme 2: Another hakkında güzel bir yazı okumak isteyen herkesi şuraya alalım Hikaru çingum yine konuşturmuş kalemini 🙂

Eveeeet yazının bu bölümü Yalova’dan yazılmıyor ne yazık ki 😦 Tatil bitti yazı bitmedi diyebiliriz… Şu an İstanbul’daki evimdeyim ve denizi özledim bile. Neyse efenim gelelim size bu bölümde ne anlatacağıma 😀 Bugün denizde başıma ne geldi…

Bu yaşıma kadar, yaklaşık 23-24 yıldır denize girerim (bebekken de girmişim ne var :P), hayatımda hiç ayağımı midye kesmemişti. Bugün, yıllardır yapmıyorum lan küçükken ne güzel iskeleden atlardım dedim, attım kendimi denizin ılık sularına. İlk saniyeler muhteşem, iskeleden atladım, yere ayaklarımı basmamak için bacaklarımı yukarı topladım, sonra dengemi tekrar sağlamak için sağ ayağımı yere bir koydum… Hay koymaz olaydııııııımmmmmm, koymaz olaydım… Midyenin üzerine basıvermemiş miyim!!! Şimdi yere basamadığım, yanlışlıkla bastığımda çığlık kıyamet hemen kaldırdığım, baştan sona kesik bir baş parmağım var, saygılar 🙂

Neyse tatil bitti yazı da bitti. Bu garip kul yakında Şanlıurfa yolcusu (hiç gitmek istemese de) bu sene tatil sezonunu böylece kapattı. Artık bundan sonraki yazılarımda sanırım Şanlıurfa’dan bildiririm. Hepinizi öpüyorum sevgili okuyucularım 😀

Jalgaaaaaaaaaaaaaaaaaaa^^