Karar verdim pazarda limon satıcam :(


Offff ne kadersizim ben yaa. O kadar yoruldum ki ders çalışmaktan. Resmen hayattan uzak kalıyorum. O kadar çok ki izleyemediğim filmler, diziler; okuyamadığım kitaplar; gidemediğim etkinlikler. Güyaa okuduk öğretmen olduk ama işimizin kıymeti yok hacı… Ev kızından hallice dolaşıyom ortalıkta 🙂 Şu kpss denen beladan kurtulduğum gün parti vercem evde (Jeremy’ciğimin deyimiyle “chugha pati” yapcam)

Bi yazıda okumuştum Güney Kore’de bi öğretmenin yıllık kazancı 4 milyon doları buluyomuş. Ayrıca saygı sevgi de cabasıymış. (artık tutmayın beni koreye gitcem 😀 )

 Bizde artık öğretmenler “merdiven altı işletmecisi” muamelesi görüyor. Bi dönem yaptığım “vekil öğretmenlik”te bi dayak yemediğim kalmıştı öğrenciden 😦 hayır ben mi çelimsizim onlar mı çok çelimli anlamadım hacı…

Bugün dertliyim arkadaş! Çalış çalış bitmiyo bu dersler tarih bitiyo anayasa başlıyo, o bitiyo eğitim bilimleri dersleri başlıyo. Beni tek avutan coğrafya artık. O da lise yıllarımda nefret ettiğim hatta üniversitedeyken çaktığım ve alttan aldığım 2 dersten biriydi (diğeri de tarihti) 😀

Çok sıkıldım çok… Sinirliyim bi de 😦 Lee Min Ho’cuğumun yeni dizisini izlemeye başlayamadım “ders çalışmam lazım, oyalamayın beni, ha ne kim” modunda dolaşmaktan. Aaaayyyhhhhşşşşşşşş diye bağırıyorum arada (Koreli nidalarına da başladım, “ana beni Kore’ye gönder” 😀 )

Yazının başı ne diyo sonu ne diyo, okuyana şimdiden sabır diliyorum. Ama anlayın halimi delirdim artık 😦

Bu depresif yazım için özür dilerim arkadaşlar 😀 baksanıza gülüyorum ağlanıcak halime 😀

en sona şöle komik bişi koyem bari dedim 🙂 aynı zamanda sinirine de dikkat çekerim 😀

İçimdeki “ramen” aşkı :)


Hikarucum da bilir İstanbul’da ramen bulabilirmiyim diyip duruyodum. Hatta onun Asya süpermarketi gezisiyle ilgili yazısını okuyunca iyice ramen ramen diye tutturmuştum. Zaten Gu Jun Pyo’nun meşhur ramen sahnesinden sonra kim olsa ramen diye tutuşurdu dimi???

Ben de bugün kardeşimle Kipa’ya gittim, amacımız gezmekti tabii. Onu makarna bölümüne götürdüm zorla hatta sürükleyerek. Kipa oldukça büyük bi market olduğu için orda ramen bulurum diye düşünüyodum.

Ve evet mutlu son…Ramenime kavuştum sonunda. Hazır olanlarından değil de evde pişirilen kuru olanlarından aldım.

Eve gelir gelmez tencereyi alıp ocağın başına koştum. Aaa tabi önce internetten bi bakıyım dedim nası tarifler var diye. Sonra kendime göre yapmaya karar verdim. Ramenin eriştesini haşlanması için üzerini geçicek kadar suyla ocağa koydum. Sonra diğer tarafta biraz tavuk soteledim, paketin içinden çıkan baharat karışımını da tavuklara döktüm, biraz da soya sosu koydum. Karıştırdıktan sonra haşlanan eriştelerin içine sotelediğim tavuğu döküp biraz birlikte kaynattım. Ortaya çıkan sonuç çok lezzetli oldu 😀

Başka şeyler de vardı markette, pirinç çubukları (rice vermicelli), egg noodle ve Japon rameni vardı. Benim aldığım çin eriştesi diye geçiyodu.

Japon rameni çok da iştah açıcı görünmüyodu. Dedim ya benim aldığım Çin eriştesi diye geçiyodu, 3 liraydı fiyatı. Almak isteyenlere duyrulur yani. Haaa bi de 3M migrosta o hazır olanlardan satılıyomuş ben gitmedim oraya ama Kipada görmedim. Benim aldığımdan alırsanız da size bi tavsiye, tuz atmadan pişirin. Çünkü hem erişte biraz tuzlu, hem de içinden çıkan baharat karışımında yeterince tuz var.

Deneyecek olanlara şimdiden afiyet olsun 😀

Mackerel Run =D


 

İşte izlediğim en güzel dizilerden birisi 😀 Belki Lee Min Ho bu dizide herkes tarafından beğenilmiyo ama ben bayılıyorum yaa. Hele o tuhaf dudak hareketleri, sevimli sırıtışı, bakışları çok tatlı çok şeker çok muhteşem, harika, 1 numara…(tamam sakinim, sakinim…)

Ben bu diziye hakkaten bayıldım yaa. Konusu bilindik lise dizisi konusu işte. Ama çok komikliklikli, çok gülünçlüklüklü 🙂 Hem çok uzun da değil 8 bölümcük. Zaten o yüzden başladım izlemeye, malum ders çalışıyorum falan filan…

Aslında izlemekteki tek amacım Lee Min Ho’ya doymak 😀 Şunun tatlılığına baksanıza ama yaa…

 

Dizi 2007 yapımı olduğu için BOF’taki halinden daha çömez bi Lee Min Ho var karşımızda. İzlemenizi tavsiye ederim 😀

İzlemek isteyenler buradan izleyebilirsiniz. Ama şimdilik 5 bölümü var tamamı çevrilmemiş henüz 🙂 Ben şimdi 5. bölümü izliyorum, bence eğlenceye siz de katılın 😀

Aşk Tesadüfleri Sever…


Biraz geç kalmış bi yazı  bu sanırım ama filmi yeni izledim napim…

Ben bu filme hakkaten bayıldım, ağla ağla yüzüm gözüm şişti bazı sahnelerinde…İzlemeyenlere şiddetle tavsiye ettiğim bi film. Hatta oturtun herkesi tv, pc başına falan zorla izletin 😀

Oyuncuları Mehmet Günsür, Belçim Bilgin, Altan Erkekli, Ayda Aksel, Şebnem Sönmez, Yiğit Özşener… Daha kimler var kimler…

Filmin sloganına bayıldım zaten: “Bazen ilk görüşte bilirsin, o insan senin kaderindir. Bazen bir ömür ararsın bulunmaz…”

İzlemeyenler sadece fragmana baksınlar…Yazının devamı spoiler içerir…

fragman 🙂

Fragmanda da geçiyo zaten esas kızla esas oğlan aynı günde doğdular. Hatta çok komik de bi hikayesi var bunun. Oğlanın annesinin sancısı tutmuş hasteneye yetiştirmeye çalışıyolar, hastanenin önünde de kızın annesi bi arabada arka koltukta oturuyo. Sonra oğlanın babası, tabi aceleyle geldikleri için, arabayı durduramadı hastanenin önünde diğer arabaya arkadan çarptı. Bu çarpışmanın sarsıntısıyla kızın annesi de erken doğum yaptı 😀

İsimlerini mi versem ya daha kolay olcak yazması 🙂 kızın adı Deniz oğlanın adı Özgür 😀

Çocukluk yılları ve lise yılları boyunca hep karşılaştılar. Hele küçük kızın çocuğa “Film çevirelim mi?” diyip durması çok şekerdi yaa…Yanlış hatırlamıyosam kızın dedesiyle çocuğun ailesi aynı mahallede oturuyodu. Kız da dedesine gittiği zamanlarda görüyodu bu çocuğu. Sonra kızın dedesi ölünce bir daha karşılaşmaz oldular. Aslında karşılaştılar da birbirlerini fark etmediler.

25 yıl sonra İstanbul’da tekrar kesişti yolları. Deniz oyuncu olmuştu, Özgür de aslında müzisyen olmak için gitmişti İstanbul’a ama fotoğraf sanatçısı olmuştu. Deniz’in çocukluk fotoğrafını bi sergisinde kullanınca karşılaşıyolar işte. Sonra Deniz’le yemeğe falan çıkıyolar. Yemekte Deniz erkek arkadaşıyla kavga edince çok içiyo. Aslında daha önce kavga etmişlerdi de bi de telefonda tartışıyolar. Takside sızınca Özgür bunu evine götürüyo. Ertesi sabah Deniz sadece bi not bırakıp gidince, onun Ankara’ya gideceğini bilen Özgür de peşinden gidiyo. Ankara’da iyice yakınlaşıyolar, kısacası aşık oluyolar birbirlerine. Gerçi Özgür zaten aşık da Deniz de iyice sevdalanıyo çocuğa. Filmin tamamını anlatcam kimse durdurmazsa 😀

Hee bu arada sölesem mi yaa?? O kadar anlattım bunu da sölesem mi???

İzlemeyenler okumasın hacı napim yaa. Özgür’ün bi de hastalığı var, kalbinde ritm bozukluğu var. Böle heycanlanınca falan kalp atışları çok hızlanıyo nefesi daralıyo. Deniz’e söylemiyo bu hastalığını, neden söylemediğine hep kızdım zaten film boyunca…

Neyse hacı filmin sonunu anlatmıyım. Ama çok dramatik bi filmdi. Komik sahneleri de vardı,çok duygusal sahneleri de. Dedim ya ağlamaktan gözlerim şişti bazı sahnelerde. Müzikleri falan da çok güzeldi. Mutlaka izleyin yaa….

İzleyin dedim hacı…

BigBang Türkiye’ye gelsin diyenler…Elleri görelim!!! :D


Evet evet yanlış okumadınız. BigBang ülkemize gelebilirmiş. Bugün Mydestiny‘nin blogunda okudum bu haberi. Facebook’ta bi oylama varmış, BigBang’in konser vermek için gideceği ülkelere hayranları karar versin istemişler. En çok oy alan ülkelere gideceklermiş. Ben de bugün oyumu kullandım.

Oy kullanmak çok basit. Bu sayfaya giriyosunuz. Ordaki ülkeler arasında 4. grupta Turkey yazısının yanındaki “like” butonuna tıklıyosunuz. İşte bir oy vermiş oldunuz. Ama bir oyla yetinmeyin 1-2 dakika bekleyip sayfayı yenileyerek tekrar oy kullanabiliyorsunuz.

Lütfen diyorum ihmal etmeyin bunu. Oy verin 🙂  Hem tanıdıklarınıza söyleyin onlar da oy versinler. “Hadi be canım sen de kim uğraşcak!” demeyin hee. Belki de bu oylama sonucu gelirler Türkiye’ye belli mi olur 😀

Ayrıca onların araladığı bu kapıdan belki daha başka gruplar da gelir. Siz de sevdiğiniz K-Pop gruplarını yakından görmek, dinlemek istemez misiniz? Eeee hadi o zaman parmaklara kuvvet 😀  Oy verelim hadi arkadaşlar 😀

işkence çeken ruh halim mi yoksa ayaklarım mı???


 

Ruh halimi anlatan en güzel fotoğraf bu herhalde 🙂

Allah bu devlet dairelerine işi düşen insancıkların hepsine sabır versin yaa. 10 dakikalık işi 4 saatte yaptılar resmen. Ayaklarımın şiştiğine mi yanayım, çektiğim baş ağrısına mı? Çok yoruldum çooook. Adamlar hem işlerini yata yata yapıyolar, hem de herkesi azarlıyolar yaa. Sonra bi de birinin ne dediğinden diğerinin haberi olmuyo. O sıra senin bu sıra benim dolaştık durduk daire içinde. Bi ara cinnet geçircektim…

Ben de atanınca öyle mi yapsam? Velilere “bugün git yarın gel” mi desem, öğrencisinin yazılı kağıdına bakmak istediğinde “dosya numarasını listeye yaz yarından önce arşivden gelirse bakarım” mı deseeeeem, ne desem bilemedim.

Halbuki bugün için ne güzel planlarım vardı.İlk bölümünü tamamladığım hikayemi paylaşıcaktım bu saat oldu daha paylaşamadım. Hikayeyi okumak için bekleyen var mı bilmiyorum ama anneme okuttuktan sonra paylaşıcam. Yani bi yarım saat sonra paylaşırım heralde. Umarım okuyanım çok olur yahu 😀

Devamını da haftada bir yayımlayabilirim umarım. Arada ders de çalımak lazım dimi ama 😀  Keşke ders çalışmak zorunda olmasam da hikayeye yoğunlaşabilsem sadece…

Neyse bugün yazcak başka birşey gelmiyo aklıma yahu. Günlük tutar gibi hergün yazdım zaten blogu açtığımdan beri 😀

İyi geceleeeeerrrrrr 😀

biri beni dürtsün yaa :D


Başlık yanlış anlaşılmasın hee dürtsün derken şöle omzumdan 😀

Sabahtan beri ders çalışmam gerekirken boş işler peşinde koşmaya devam ettim yine. Aslında çok boş işler değil be hikaye yazıyorum ya onla uğraşıyorum. Evet bugün başladım hikayeme. Aslında daha başlamıcaktım şu dersler bitsin önce diyodum ama dayanamadım. Aklımdakiler birbiriyle kavga etmeye başlayınca ben de başlıyım onları yazmaya dedim. Çok da yazamadım şimdilik 3 sayfa yazdım. Sonra bikaç yeni müzik seçtim, bi iki yeni oyuncu seçtim. Ben memnunum akıştan şimdilik umarım sizde beğenirsiniz. Herkesin tanıdığını düşündüğüm oyuncular seçtim, bilinen müzikler seçtim. 😀

Şimdi de ders çalışmak için tekrar oturdum ama nerdeeee aklımı veremiyorum ki hacı. Binbir ayrı mekanda dolanıyo benim leyla aklım. Ders çalışmama konusunda o kadar iyiyim ki, ders çalışma konusunda da böle iyi olsam netler tavan yapcak resmen… 😀

Sahi ben ne dicektim ya. Şimdi ben ders çalışıyorum (!) diye dizi izlemiyorum ya, önerilere açığım ama hee. Bi listem var uzuuuuuuun bişey böle. Yazın izlemeyi planladığım dizi ve filmleri oraya yazıyorum. Yorum yazan olursa yazıma dizi önerilerinize açığım, listemi uzatmaya niyetliyim yani 😀

Bugün msnimi açınca Hikaruivy’nin mailini gördüm. Sağolsun hikayeme nasıl müzik eklicemi anlatmış bana. Bugün kendimi sıkıp hikayenin ilk bölümünü yazabilir miyim acaba yaa. Du bakalım akşama kadar ilham gelirse yazarım belki 😀

Şu müzik eklemeyi bi deniyim ya aklıma gelmişken 😀

deneme deneme bir ki

aslında sevgilim falan yok da blog açılışını bu şarkıyla yapınca bunu ekliyim dedim hacı 😀

Hikaruivy diyince, onun hikayelerini okudunuz mu ya? Ben geçenlerde birini okumuştum. “My Lovely Roommate” çok beğenmiştim hatta 10 bölümünü de  1 gecede okumuştum. Sonra gözlerim şişmişti ders çalışamamıştım (ders çalışmamak için ne çok bahanem var fark ettiniz mi???) Şimdi “Güneş ve Ay”ı da okuyorum onun daha 4 bölümü yayımlandı ama merakla bekliyorum yeni bölümlerini. Zaten benim hikaye yazmaya başlamam da bu sebeptendir. Çok pis gaza geldim onun hikayelerini okuyunca kehkehkehhhh 😀

neyse hacı ben biraz ders çalışma çabası göstereyim artık yoksa annem kafamı kırcak 😀

görüşürüzzzzzz 😀